Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Tersten Japonca


Tersten Japonca


Siyasetçi kelimeleri kırbaçlayınca ne olur? -Manşet olur.

Dışişleri Bakanı Ali Babacan, bizi dünyaya rezil eden ve dolayısıyla Türklüğe en büyük hakarete dönüşen Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi için ne diyor?

Bu madde, Levi’s 501 gibi dünya markası oldu, 404 gibi üstümüze yapıştı.

Konumu ve ilişkileri itibariyle yeryüzünün 301. maddeye nasıl baktığını en iyi bilenlerden biri olan Babacan, önceki gün durumu anlatırken kelimeleri kırbaçlamış, dün de gazetelere manşet olmuştu.

***

Ali Babacan şöyle devam ediyor:

- 301 değişse bile on-onbeş kanunun daha değişmesi gerekir. Bu yüzden yeni anayasa çalışması yapıyoruz. Çok daha geniş reform yapma niyetindeyiz. Sabırlı olmalıyız.

Sabırlı olalım da...

Ne zamana kadar?

Örneğin, önceki gün İstanbul’da iftar davetinde konuşan başbakan daha ziyade iç politikadan, referandumdan, yaklaşan yerel seçimlerden söz etti.

301. maddeye, AB sürecine, acilen yapılması gereken reformlara hiç değinmedi.

***

Sınanarak denenmiş güzel öğütlerden biri şudur:

-Çadırın direğini sağlam tut.

AK Parti, 22 Temmuzda neden büyük bir başarı kazandı?

Çünkü çadırın direğini sağlam tuttu.

Nasıl?

AB ve IMF ile...

IMF ekonomik akla ihaneti ve Türk’ün Türk’ü hırsızlamasını engelledi.

AB süreci de özgür ve zengin bir Türkiye’nin alt yapısını oluşturmanın rehberi oldu.

Şu sıra IMF ile ilişki sona ermiş, AB süreci de savsaklanma yolunda...

***

Çapasız gemi tarar...

Denizde kaybolur.

‘Bizim taban IMF’e alerjiktir, yerel bir çapa bulalım.’

Ya da...

‘Kıbrıs Rum Başkanlık seçiminin yapılacağı 2008 Şubat’a kadar AB sürecini savsaklayalım, ne yaparsak yapalım bir işe yaramaz’ mantığı, çadırın direğini sallar.

Bunu önce AK Parti hisseder.

Bunca alınan mesafeye ve yapılan reformlara rağmen Türkiye bir anda 27 Nisan ortamına niye düşüverdi?

Direk niye böyle sallandı?

Direk böyle sallanınca da...

Zaten ciddi sorunları olan ekonomi ve sosyal yapı sıhhatsizleşiverir.

***

Artık hem devlet içi kavgaların, hem de uluslararası arenanın bir parçası haline gelen Kürt Sorunu...

Irak ve Ortadoğu sorunu...

Gündemde her an öne zıplayacak gibi duran İran sorunu...

Türk-ABD ilişkilerinde daha da zor bir dönemin alevini tutuşturmaya hazırlanan Ermeni meselesi...

Kısacası yeterince zorluk var.

Çadırın direğini daha da sıkı tutma zamanı.

AB ve IMF sürecine bigane kalınırsa, kritik olan durumun bir anda zehirlenmesinden korkarım..

***

Nobel Ödüllerini ti’ye alan alternatif ödüller geçen gün açıklandı.

Dilbilim Nobel’ini, ‘Farelerin, Japoncayı tersten konuşan bir kişiyle Flamancayı tersten konuşan bir kişi arasındaki farkı anlayamadığını kanıtlama çabasına’ vermişler.

AK Parti’nin ilk iktidar döneminin başlangıcında konuştuğu doğru Türkçeyi, şimdi tersten konuşmaya başlamasına gerek yok.

Fareler bunu anlamayabilir...

Ama insanlar neyin tersten konuşulduğunu hemen anlar.


08.10.2007


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.