Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Ne oldu mülteci papağanlar?

Ne oldu mülteci papağanlar?

Film senaryosu gibi de yazabiliriz.Ender kuş türlerinden olan İskenderiye papağanları Irak’tan kaçarak Topkapı Sarayı avlusunda koloni oluşturur.

Ancak koruma sağlanmadığından, turizm ve doğa zenginliği olan koloni ortadan kaybolur.

Olaylar ender görülen bir tür olan bu papağanların izini sürünce gelişir.

Çünkü Topkapı Sarayı avlusundaki ağaçlarda bulunan yuvaları sıvanıp kapatılmıştır.

Taraflar ise birbirine suçlar...

***

Birinci şahıs...

Kuşları ilk gören Kıtalararası Kuş Göçlerini İzleme Derneği Başkanı Doç. Serhan Oksay konuşur:

‘Belediyeyi uyardım, koruma panosu için para vermedi ve kuşların yuvalandıkları kovukları çamur ve samanla kapattı.’

İkinci şahıs...

Büyükşehir Belediyesi Turizm Atölyesi Sorumlusu Tülin Ersöz konuşur:

‘Dernek bize bilgi vermedi ki panoları yapalım... Kuşlar mevsim itibariyle gitmiş olabilir.’

Üçüncü şahıs...

Park ve Bahçeler Müdürü İhsan Şimşek konuşur:

‘Kuşları biz kaçırmadık. İstanbul’da dolaşan yaşlı bir amca var, kovukları o kapatmıştır. Arkadaşlar da geçen hafta görmüş kuşları.’

***

2004 yılında Sarayburnu’nda araştırma yaparken İskenderiye papağan kolonisini gören Doç. Serhan Oksay, bu kuşların Irak’taki savaştan kaçtıklarını söylüyor ve ‘mülteci kuşlar’ olarak adlandırıyor.

‘Irak, özellikle de Bağdat ve çevresi bu kuşlara çok uygun yaşam alanlarıdır. Papağanlar gürültüden, sesten ve insanlardan rahatsız olurlar. Bu nedenle onların Irak’taki savaştan, bombalardan ve kirlilikten etkilenip uygun iklim koşullarının olduğu İstanbul’a geldiğini düşünüyorum’ diyen Doç. Oksay, 20 kuştan oluşan İskenderiye papağan kolonisinin kaybolma sürecini ise bu haberin peşine düşen NTVMSNBC’ye şöyle anlatmakta:

‘Koloniyi bulduğumuz zaman kuşların koruma altına alınması için Büyükşehir Belediyesi Turizm Atölyesi Müdürü Tülin Ersöz’e bilgi verdim. Ersöz, kuşların burada yaşadığına dair panolar yapmamızı istedi ama bu konuşma orada kaldı. Bir reklam şirketine panoların tasarımını yaptırdım ama derneğimizin maliyeti karşılayacak parası olmadığı için yaptıramadım, belediye de gereken parayı vermedi. Birimler arasında iletişim kopukluğu olması normaldir ancak haber vermemize rağmen belediye gerekeni yapmadı.’

***

Yakın zamana kadar yaşayabildikleri ‘en batı’ nokta Basra Körfezi iken Topkapı Sarayı’ndaki koloniden sonra Türkiye’de yaşayabildikleri literatüre geçen İskenderiye papağanlarının en önemli özelliği yeşil papağanlara göre daha iri yapılı olmalarıymış... Bir de kalın, kırmızı ve büyük gagalarıymış...

Gövdesi yeşil renkli; kanatları ve omuz başlarında kırmızı tüyleri bulunan; kuyruk altı sarımsı İskenderiye papağanları...

Dünyanın ender kuş türlerinden biri bunlar...

Bir türün, bir yerde yaşadığını söylemek için orada üremesi gerekiyormuş.

Doç. Oksay’a dönersek...

Topkapı Sarayı’nın giriş avlusundaki çınar ağaçlarının kovuklarında yavru papağanları gördüğünü ve dolayısıyla bu kuşun Türkiye’de ürediğini söyleyen Doç. Oksay, üç ay önce gittiğinde ise İskenderiye papağan kolonisinin o bölgede olmadığını fark etmiş:

‘Restorasyon çalışmasında belediyenin ağaç kovuklarını saman ve toprak karışımıyla doldurduğunu, yani papağanların ürediği kovukları sıvadıklarını gördüm. Dolayısıyla İskenderiye papağan kolonisi artık Topkapı Sarayı bahçesinde yok. Kovukların olduğu uygun bir yere gitmiş olabilirler ama nereye gittikleri konusunda Park ve Bahçeler Müdürlüğü görevlilerinin bu zenginliğin farkında olmadığını düşünüyorum. Onların amacı ağaçların kovuklardan başlayarak çürümesini önlemek... Orada papağan mı ürüyor başka bir kuş mu ürüyor, farkında bile değiller. Bu kuşların bir sarayın bahçesinde olması çok önemlidir. Kültürel mirasla doğal miras birleşirse ortak bir zenginlik çıkar; ‘benim sarayım var’ demekle iş bitmiyor.’

***

Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı ve Turizm Atölyesi Sorumlusu Tülin Ersöz ise asıl sorumluluğun gerekli bilgiyi kendilerine ulaştırmayan dernek yetkililerinde olduğunu söylüyor:

‘Park ve Bahçeler Müdürlüğü’ne bağlı görevliler, ağaçların kovuklarını toprak ya da samanla kapamaz. Ağaçların çürümemesi için başka yöntemler kullanır böyle bir hatayı asla yapmazlar, çünkü onlar çok akademik ve dikkatli çalışıyorlar.’

‘İskenderiye papağan kolonisi ortada yok ki... Tabelaları asmak için geç kalınmadı mı?’ sorusuna ise Ersöz’ün cevabı şöyle:

‘Papağanlar mevsim itibariyle gitmiş olabilirler. Beş ay önce orada bulunan köşklerde restorasyon yapıldı ama asla ağaç kovukları sıvanmadı. Tabelaların yapılmaması diye bir şey söz konusu değil, bize bunlarla ilgili bilgiler gelmezse biz nasıl yaptırabiliriz ki? Bu kuşlar 2004 yılında gelmiş ama bizim çalışmamız 7-8 aylık bir süreyi kapsıyor.’

***

Ağaçların rehabilitasyonu için İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi ile bir çalışma yürüttüklerini belirten İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürü İhsan Şimşek ise ağaç kovuklarını kendilerinin değil, ‘doğa gönüllüsü yaşlı bir adamın kapattığını’ iddia ediyor:

‘Bizim ağaçlara yönelik böyle bir uygulamamız kesinlikle yok. Üç seneden beri doğayı seven bazı vatandaşlar bu dediğiniz yöntemle şehrin değişik yerlerinde ağaçların kovuklarını çamur ve samanla kapatıyorlar. Mesela gönüllü bir yaşlı amca var, Anadolu’da gördüğü şeyleri İstanbul’da da uyguluyor ve kovukları sıvayarak ağaçları korumaya çalışıyor. Elinde çuvalıyla kendi başına İstanbul’da geziyor. Biz defalarca yaptığının doğru olmadığı konusunda onu uyardık, ‘ağaçları daha da çürütüyorsun’ dedik ama o kafasına koymuş, yapıyor, biz de onun doldurduğu ağaçları temizliyoruz.’

Şimşek, ağaç kovuklarının göçmen kuşlar tarafından doldurulmuş olabileceğini de söylerken, ‘arkadaşlarının geçen hafta bu kuşları gördüğünü’ de öne sürmekte.

‘Topkapı Sarayı’nın bahçesinde restorasyon çalışması yaptık ama kovukları çamurla kapatmadık. Göçmen kuşlar da zaman zaman yuvalarını kapatmak için ağızlarında çamur getiriyor. Kovukları kuşlar da kapatmış olabilir ama iddia edildiği gibi bizim kovukları toprak ya da samanla kapatmamız mümkün değil. Arkadaşlarım geçen hafta koloniyi orada gördüklerini söylüyor. Biz onlar için yapay kovuklar yaptık, 4 aydan beri onları izliyoruz. Bizim bu kadar çalışmamız varken oradan papağanları kaçıracak bir şey yapmamız mümkün değil. Zaten ağaçları reabilite ederken çamur ve saman asla kullanmayız, bu işi ancak ilaçlarla yaparız.’

***

Kapatılan kovukları gösteren Doç. Oksay ise şöyle diyor:

‘Ağaçlar 17-18 metre, yani yaşlı bir adamın oraya çıkıp kovukları sıvaması mümkün değil. Bu çok komik bir sav. Size burada koloni halinde yaşayan ve her gelen turist kafilesinin dikkatini çeken İskenderiye papağanlarını göstermek isterdim. Yetkililer ne derse desin; ne yazık ki şu anda bu bahçe ve parkta İskenderiye papağan kolonisi bulunmuyor ve nerede oldukları da bilinmiyor. Yetkililerin olduğunu ileri sürdüğü ve şu gördüğünüz papağanlar İskenderiye değil, zaten burada yaşayan yeşil papağanlardır.’

***

Bu piyes değil ama...

Sonunda bir epik tiyatro gibi size dönüp sorabiliriz...

Sizce...

Bu mülteci papağanlar ne oldu?

Ve kim doğru söylüyor?


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.