Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Ayazma’da bayram

Ayazma’da bayram

Kentsel dönüşüm...İnsan unsurunu hiçe sayarak...Sadece kentin estetiğine...

Kentin temizliğine odaklanıp...

Bugün rant bölgelerine dönüşen, bir zamanların ‘çeper yerleşimlerini’ yeni yerleşim alanları ilan edip...

Özne olan insanı bir nesneye, kent denen canavarı ise özneye dönüştürerek mi ilerliyor?

***

‘Sosyal’ konut yapma iddiası ile aslında sosyal bir hak olan barınma hakkı ile hiç ilgisi olmayan orta ve orta-üst kesimlere konut mu üretiliyor?

Konut üretim alanları da, şehri ‘öteki’nden temizleyerek mi elde ediliyor?

Kamuoyu ise ne yazık ki anlamadan/göremeden yoksulluk eşittir kriminalite diyerek ötekileştirilenlere yapılan her türlü zulmü:

‘Ee onlar da oralara gelip yerleşmeselerdi, oralar anarşi yuvası, fuhuş yuvası, esrar yuvası... Kent temizleniyor, oh ne güzel’... Söylemi ile mi meşrulaştırıyor?

Bu radikal sorulara okurum Cihan Baysal ta yüreğinin derinlerinden gelen bir çığlık ile ‘evet’ demekte.

***

Neden mi?

Hafta boyunca bana gönderdiği mesajlarından izleyelim:

‘Kentsel Dönüşüm alanı ilan edilen Küçükçekmece Ayazma’da kiracı oldukları için gidecek yerleri olmadığından çadırlara geçen 22 aile bugün sokakta. Tek suçları konut kiralamaya elverir gelirleri olmaması olan ve bu nedenle hiçbir yere gidemeyen 22 aile çareyi çadır-barakalara geçmekte bulmuştu.

Yaklaşık 10 gün önce sabah saat 05.00’te, aileler eşyalarını, giysilerini toplamaya fırsat bulamadan çadırlar belediye dozerleri ile yıkıldı. Bugün bu aileler sokakta.

Şu anda İstanbul 3 derece ve İstanbul’a özgü nemi de ekleyin; Ayazma kaç derece? Belki SIFIR! Soğuk altında, barınma olanaklarından yoksun 22 aile, Ayazma’da çoluk çocuk, gıdasız, giysisiz ve hasta. Yeni bir bayramı karşılamaya hazırlanan İstanbul ve Bayram’dan ve İstanbul’dan her bakımdan uzak ‘0’ derece Ayazma!

Bayram öncesi Ayazma’ya ama öncelikli olarak Ayazma’daki çocuklara /gençlere gıda/giysi/ayakkabı tedarik etmek için yardımlarınızı bekliyoruz.

Şu anda İHD ve Göç-Der kalıcı bir çözüm için Belediye ve Kaymakamlık yetkilileri ile irtibatta ama çözüm bulunana dek oradakilerin ve öncelikli olarak çocukların, giydirilmesi ve beslenmesi gerekiyor.’

***

Ayazma’daki çocukların ve gençlerin isimleriyle yaşlarının da yer aldığı bir başka mesaj ise şöyle:

‘Bugün Küçükçekmece Ayazma’da çocuk doktoru Oya Çetinkaya ve Dr. İbrahim Otkun öncülüğünde ÇAPA TIP’tan 7 doktor adayı öğrenci hasta çocuklara baktı, reçeteler yazıldı.

İlaçları Göç-Der temin etmeye çalışıyor.

Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları, bronşit, astım, Ayazma’nın değişmeyen kaderi parazitler...

İki önemli vaka var, acil yatırılması gereken. 6 aylık bir bebe ve 10 aylık bir başka bebe. Yeşil Kart YOK! Böyle bir yerde nasıl yok?

Kaymakamlıkta ya kapıdan döndürülmüşler ya da bir türlü alamamışlar.

Çocukların hepsinin psikolojileri bozuk... Şiddet yaşamışlar, evleri başlarına yıkılmış, anne-babaları polis şiddeti, dayağı görmüş.

İştahsızlık, uykusuzluk, yüksek sesten, gürültüden korku, klostrofobi hemen hemen çoğunda hakim...

Dönüşte çocuk ve şiddetin başka bir yönünü de keşfediyoruz, ellerinde oyuncak tabanca ve tahtalarla silahlarını biz yabancılara doğrultup egemenlik alanlarını koruyorlar, dış dünyaya karşı, şiddetini yaşadıkları dış dünyaya karşı şimdi onlar da şiddetin dilini/yöntemini seçiyor.

Ellerin dert görmesin Polis Amca! Anca bu kadar başarırdın!’

***

Bayram öncesi ayakkabı, çorap, sıcak tutacak kazak, hırka, mont... Ayrıca kuru gıda... İlaç... Ve dileyenler kurbanlarını burada kesebilir.

Mahalleli bezgin, umutsuz, kırgın...

Sabahın 05.00’i çok büyük sayıda Çevik Kuvvet ekibi Çadırkent’i basmış. ‘Orada PKK var’ ihbarı ile gelip karşılarında çaresizlikten yaşama tutunmaya çalışan çok çocuklu aileleri görünce onlar da afallamışlar!

Ama dozerler çalışıp, olan olduktan, mahalleli şiddeti yaşadıktan sonra... Anca sonra akılları başlarına gelmiş!’

***

‘Bayram ertesi şu anda bulundukları kontrplak kutu evler de yıkılacak.

Sonrası belirsiz.

İstanbul’un orta yerinde yaşam belirsiz... Yaşama tutunmaya çalışan 77 kişi, 18 aile. Koskoca İstanbul dar edilen 18 aile!

Yardımlar geçici, ne yapsak geçici. Acil ihtiyaçları temin ettikten sonra amaç kalıcı çözüm olmalı. Barınma diye bir insan hakkı var ise görmemiz gereken, anlamamız gereken kentsel dönüşüm projelerinin bu hakkı ihlal eden sosyal, fiziki ve psikolojik yıkım projelerine dönüşerek mağdur ettiği insanlara hiçbir söz ve karar hakkı vermeden yaşamlarını darmadağın ettiğidir.’

***

Cihan Baysal’ın ‘tutunamayanlara’ özen gösterilmesini isteyen çığlığı böyle...

Ben sadece aracılık ettim...


23.12.2007


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.