Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > gazete360 Yazıları > Siyasal İslam Liberal Demokrasiye Karşı

Siyasal İslam Liberal Demokrasiye Karşı

Dün Pazar’dı, gazeteleri daha dikkatlice, dipli köşeli okudum.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın bile tepkisini çeken, ‘evlerin içine karışmak’ arzusu tartışması devam ediyordu.

Örneğin, şu satırlar dünkü gazetelerden birinden:

“Eğer bir evde nikâhsız bir çift yaşıyorsa veya kızlı erkekli öğrenciler birlikte kalıyorlarsa yahut da bir evde ülke için tehlikeli olan bazı faaliyetlerin yapıldığı konusunda ciddi şüpheler varsa İslam'a göre devlet bu evi denetler, basar, gayr-i meşru olan fiilleri engeller, failleri cezalandırır.

… Liberal demokratik sistem 18 yaşını doldurmuş bay ve bayanın bir mekânda birlikte yaşamalarını, cinsel ilişkide bulunmalarını, hatta çocuk sahibi olmalarını yasaklamıyor. Bu sistemde günah kavramı yoktur, ayıp kavramı da görecelidir, fludur, ne idüğü belirsizdir. Ahlak nerede ise bireysel hale gelmiştir; tartışmalarda ‘kimin ahlakı, o senin ahlakın, bana kendi ahlakını dayatamazsın’ gibi sözler sıkça kullanılmaktadır.

… İşte böyle bir siyasi ve sosyal sistemi alır da bin yıl, iyi kötü İslam’ı yaşamış bir topluma zorla uygulamaya kalkışırsanız karşınıza binlerce problem, aksaklık, bozukluk çıkacaktır.

İşi yıkmak olandan yapmayı beklemek abestir.”

 

xxx

 

Ayşe Hür de gene dün ‘bin yıldır iyi kötü İslam’ı yaşamış’ toplum ahlakı için Cemil Meriç’in daha farklı ve çarpıcı tespitlerini aktarıyordu:

“… Jurnal adlı günlüğüne ‘tarih, galiplerin propagandasıdır’ diye yazan, sahici muhafazakâr-demokrat düşünür Cemil Meriç bağlasın: ‘Düşünmek, insan üzerine düşünmek mutlaka yasak bölgelerden birkaçına dalıp çıkmakla olur. Zaten demokrasi ve liberalizm yasak bölgeleri kaldırmak manasına gelir. O halde din vaktiyle en basit jestlere kadar bütün insan hayatını düzenlemeye kalkışmıştır: İçki içmeyeceksin, domuz yemeyeceksin, zina yapmayacaksın. Osmanlı bunların hepsini yaptı. Ama gözlenerek, korkarak ve şuuru yaralandıkça yaralandı. Hayır uyuzlaştı. İkiyüzlü bir hayvan oldu Osmanlı. Tanrı’yı ve kulu aldatan bir panayır gözbağcısı. Elinde tespih, evinde oğlan, dudağında dua…”

 

xxx

 

Başbakan Erdoğan’ın ‘evlere karışma’ isteğini destekleyen kimilerinin peçelerini atarak açıkça siyasal İslam’a geri dönmesinde, ‘demokrasi’yi battal ilan ederek ‘İslam’ı tek ölçü olarak kabul etme gayretlerinde, ‘insan’ın çeşitliliği yerine sadece siyasal İslamcı ‘Müslüman’lardan ibaret bir toplum oluşturma çabalarında ibretlik bir hal var.
İbretlik bir hal var çünkü daha önce de vurguladığım gibi Erdoğan ‘2011 AK Parti Seçim Bildirgesi’nde bizlere çok farklı bir Türkiye vaat ediyordu.

Dışlayıcı değil, kapsayıcı; ötekileştirici değil, kucaklayıcı; ayrıştırıcı değil, bütünleştirici; baskıcı değil, özgürleştirici bir Türkiye…

Bireyi ve onun haklarını esas alan; toplumsal çeşitliliği bir zenginlik olarak kabul eden; tek sesliliği değil çoğulculuğu öne çıkaran ve demokratik hukuk devletinin tüm unsurlarını içeren bir Türkiye.

Ama şimdi fiilen ve açıkça ‘siyasal İslam’a’ geri dönme gayretleri görülüyor. ‘Kızlı erkekli evlerin’, ‘nikâhsız çiftlerin’ devlet tarafından basılmasını, ‘gayrimeşru fiillerin faillerinin’ cezalandırılmasını istiyorlar.

Bizim yasalarımıza göre ‘gayrimeşru’ olmayan bu fiilleri hangi yasalara göre cezalandıracaklar? Açıkça söyledikleri gibi İslam yasalarına göre.

İşin en çarpıcı yanı sadece ‘cinsellik’ konusunda ‘İslam yasalarını’ hatırlamaları…

Uludere’de 34 kişinin öldürülmesiyle sonuçlanan cinayet umurlarında değil, yolsuzluklardan yakınmıyorlar, şike kanunu ‘İslam vicdanını’ rahatsız etmiyor, Hrant Dink’in katillerinin bulunmaması şikâyet konusu olmuyor.

Cinayete, yolsuzluğa, hırsızlığa aldırmayan garip bir ‘İslam’ anlayışı var karşımızda; kendine benzemeyeni sindirmeğe uğraşan, ‘cinsellik’ üzerinden yürüyen bir baskıcılıkla karşı karşıyayız.

‘Yaşama özgürlüğünü’ tek günah gibi gösterip kendi ‘günahlarını’ İslam kalkanının arkasına saklıyorlar.

Cinselliği tek günah gibi göstermeleri sadece kendi takıntılarından kaynaklanmıyor, işledikleri suçları ve günahları da cinsellik konusunda yarattıkları gürültüyle perdeliyorlar.

 

xxx

 

Tabii siyasal İslamcıların neden sabah akşam demokrasiyi ve liberalizmi hedef aldıkları da kendiliğinden ortaya çıkıyor.

Demokrasiye karşılar çünkü demokrasi, vatandaşların devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimi… Hâlbuki onlar, ‘siyasal İslamcıların’ tüm topluma kendi hayat tarzlarını zorla kabul ettirmesini ve iktidarda yaptıklarının asla sorgulanmamasını istiyor.

Sürekli liberalizmle uğraşıyorlar çünkü liberal demokrasi, iktidarı halkın belirlediği ve bu iktidarın bireysel özgürlüklerle sınırlandığı bir siyasal sistem… İktidarların halka hesap verdiği bir sistem…

Onlarsa tüm topluma kendi anlayışlarını dayatma ve halka asla hesap vermeme peşinde.

 

xxx

 

Başbakan, ‘Müslüman-demokrat’ kavramından hızla uzaklaşarak iktidarların sorgusuzca suç ve günah işleyebildikleri, vatandaşların ise baskı altına alındığı bir ‘siyasal İslam’a doğru yol alıyor.

Hep söylüyoruz, başkalarına kendi inancını dayatmak, diğerinin ‘günah işleme hakkını’ elinden almaya kalkmak, devletin yapıklarını sorgulamayı yasaklamak ancak totaliter ve otoriter bir rejim getirir.

Elinde güç olan, diğer kesimlerdeki ‘otoriter ve totaliter rejim’ eğilimlerini de kışkırtır.

Umarım Bülent Arınç’ın çıkışı siyasal iktidar çevrelerinde sağduyuyu harekete geçirir, yoksa cinselliği kalkan yapan bir siyasal İslamcılığın doğrudan demokrasiyi tehdit etmeye başladığı bu gidişin sonu hayra alamet değil…

11.11.2013


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.