Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > gazete360 Yazıları > Vahşi Batı’daki IŞİD Ortakları

Vahşi Batı’daki IŞİD Ortakları

The New York Times, önceki gün, Amerikan yönetiminin ‘IŞİD’in para kaynaklarını kurutma

planını Türkiye’nin engellediğini’ iddia eden bir haber yayınladı.

Haberde, IŞİD’in karaborsa olarak sattığı petrol için en büyük pazarlarından birinin Türkiye

olduğu belirtiliyordu.

ABD’li uzmanlara göre IŞİD’in bu kaynaklardan elde ettiği gelir günde 1 ila 2 milyon dolar

arasında. IŞİD’in sadece Irak’ta elinde tuttuğu bölgede günde 25 ila 40 bin varil petrol

üretiliyor. Bunun da karaborsada ederi 1,2 milyon dolar.

Aynı uzmanlara göre bu karaborsanın başlıca pazarlarından biri Türkiye’nin güney koridoru

ve Türkiye giderek bu kayıt dışı ekonominin bir parçası oluyor. Ancak Türk yetkililerin

işbirliği yapmaktaki gönülsüzlüğü yüzünden bu kaçakçılık şebekeleri kontrol altına

alınamıyor. ***

New York Times’a konuşan bir uzman, “Türkler görmezden geliyor çünkü ucuz fiyat işlerine

geliyor. Hiç kuşkum yok ki bu işten para kazanan Türklerin sayısı da az değil. Hatta bunlara

hükümet yetkilileri de dâhil olabilir” diyor.

Irak’taki Amerikan hava saldırılarının bir sonraki hedefinin Türkiye’ye petrol taşıyan IŞİD

tankerleri olabileceği de söylenmekte...

Bunları sadece Amerikalılar söylemiyor, bölgeye giden her gözlemci de doğruluyor.

IŞİD ile petrol kaçakçılığında ortaklık yapan bir NATO ülkesi olabilir mi?

Tam bu noktada sorulan soru isabetlidir:

‘Türkiye, Avrupa Birliği’nin demokrasi standartlarında ilerleyen ve radikal yapılarla

mücadele eden Müslüman çoğunluklu bir ülke mi olacak?

Yoksa...

Burnunun dibinde türeyen radikal yapılarla yakınlaşan, gittikçe İslamileşen, NATO’nun

Katar’ı haline gelecek bir ülke mi?’

xxxxxxxxxxxxxxxxx

IŞİD ile petrol kaçakçılığında ortaklık eden, Cidde bildirisine imza atmayan, Müslüman

Arap ülkelerinin dışladığı Müslüman Kardeşler’e ev sahipliği yapmaya soyunan bir zihniyet,

buraları dünya değerlerinden kopartarak kendine benzetmek isteyebilir.

Ama buna uluslararası sistemin ve halkın tahammülü ne kadar olur?

Ayrıca ‘NATO’nun Katar’ı’ olmamıza ekonomik koşullarımız ne kadar elverir?

Mısır’daki darbe sonrasında kendisine sığınan Müslüman Kardeşler’i sınır dışı eden Katar’ın

bile değişmesi bir yana, Türkiye Katar’ın petrol ve doğalgazına sahip olmadığı gibi bir de

kronik cari açığı var.

Uluslararası kredi derecelendirme şirketi Fitch, Türkiye ekonomisinin yeniden

dengelenmesinin giderek zorlaştığı uyarısını daha yeni yaptı.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Bizler uluslararası sistemin, ekonominin, evrensel değerlerin altını çize duralım, siyasi

iktidarın yolsuzluk ve rüşveti yargıdan kaçırmaya çalışması yüzünden buralar ivmesi artan bir

şekilde ‘Vahşi Batı’lılaşıyor.

ABD’nin eski Ankara Büyükelçisinden en saygın gazete ve dergilere, tüm gelişmiş dünya var

gücüyle bu nedenle alarm çanlarını çalıp duruyor.

Nitekim TİB’e mahkeme kararı olmaksızın internete erişimi engelleme yetkisi veren yasal

düzenleme için AB’nin üst düzey bir yetkilisi ‘Vahşi Batı Kanunları’ deyimini kullanıyor.

xxxxxxxxxxxx

Sadece demokrasi ve hukukun yok edilmesiyle değil, trafikte salkım saçak ölen

insanlarımızla, oturulan çay bahçesinde aldırmazlık nedeniyle göçüp gidenlerle, öldürülen

kadınlarla, katil doğmuşların sessizliğinde katledilen işçilerle de tam bir ‘Vahşi Batı’...

Ne var ki IŞİD’in kaçakçı ortakları, kendilerine uygun bir ‘çete hukuku ve yargı sistemi’

oluşturma peşindeler...

Hevenk hevenk suçları yargılanmasın istiyorlar, hatta işlenen suçların peşine düşen devleti

yargılayacak bir çete hukuku sistemi hedefliyorlar.

xxxxxxxxxxxxxxxx

Oyuncak Başbakan Davutoğlu, “inşallah bu ülkede bir daha hiçbir başbakan, herhangi bir

mahkeme karşısında hesap verme zorunluluğunda kalmayacak. Hesap vereceği makam, onu o

iktidara getiren milletin tam kendisidir ve Allah’ın huzurudur” diyor.

Yani, yönetenler kanırta kanırta suç işleseler de Türkiye’de yargılanamayacak.

Bu muhteşem mantığa göre anayasal düzen, hak hukuk, mevzuat, hukukun üstünlüğü sizlere

ömür...

Demokratik dünya da zaten bu yaklaşıma ‘Vahşi Batı’ diyor.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Yargıtay’ın, ‘insanlığa karşı suçlar ile kamu görevlilerinin işlediği işkence ve yaşam hakkı

ihlali suçlarında zamanaşımının işlemeyeceği’ kuralının sadece 7 Mayıs 2004’ten sonra

işlenen suçlarda geçerli olacağına karar verdiği Türkiye’de 12 Ekim’de Hâkimler ve Savcılar

Yüksek kurulu seçimi var.

‘Hükümet, Yargıda Birlik Platformu ile yargıya doğrudan müdahale mi ediyor’ sorusuna da

HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur şöyle cevap veriyor:

“Seçimin eşit şartlarda gitmesi gerekiyor. Ama seçim eşit şartlarda yapılmıyor. Bir yanda

devletin imkanları kullanılıyor. Bir yandan da insanlar bireysel olarak kendilerini tanıtmaya

çalışıyorlar. Bunu tabii ki doğru bulmuyorum. Elbette destekleyebilirler, gönül verebilirler,

çalışabilirler ama bunu yaparken, devletin imkânlarını kullanmamalılar. Nitekim dün

Facebook’ta paylaşıldı. Yargıda Birlik Platformu’nun imzaladıkları etik sözleşme resmi posta

ile adliyelere gönderilmiş. Herhalde etik sözleşme 13 Ekim’den sonra yürürlüğe girecek.

Henüz etik sözleşmenin zamanı gelmedi ki resmi posta ile bakanlığın postası ile gönderiliyor.

Bunlar doğru değil, şık değil.”

17-25 Aralık sürecinde ‘sivil darbe’ yapan ve mahkemede hesap vermemek için sulh ceza

mahkemeleriyle yandaş yargı sistemi oluşturan siyasal iktidarın var gücüyle taraf olarak

girdiği bir HSYK seçiminden sizce ne amaçlanır?

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Belki de soruyu şöyle sormak gerek:

‘Türkiye, Avrupa Birliği’nin demokrasi standartlarında ilerleyen ve radikal yapılarla

mücadele eden Müslüman çoğunluklu bir ülke mi olacak?

Yoksa...

Sürekli dini sömürerek İslamileşen, Başkan Baba’nın çiftliği, bir vahşi batı ülkesi mi?’

Ya da daha kestirmeden ‘IŞİD mi, AB mi?’

Cevap geçen haftaki Amerikan Alman Marshall Fonu’nun her yıl

gerçekleştirdiği ‘Transatlantik Eğilimler Anketi’nden geldi:

Anket, Türkiye’de Avrupa Birliği’ne verilen desteğin son dört yıldır ilk kez yüzde 50’nin

üstüne çıktığını ortaya koydu.

Katılımcıların yüzde 53’ü yeniden Türkiye’nin AB üyeliğinin iyi olacağı noktasına geldi.

Siyasal İslam’ın ne menem bir şey olduğunu görenler can havliyle AB’ye sığınıyor.

Çok haklılar çünkü arkadan IŞİD geliyor...


15.09.2014


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.