Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > gazete360 Yazıları > Türkiye 17-25 Aralık Çiftliği Gibi Yönetilsin…

Türkiye 17-25 Aralık Çiftliği Gibi Yönetilsin…

 

Hepimize susmasını bilmeyen Erdoğan’ın konuşmalarından fenalık geldi.

Neyse ki konuşmalar her seferinde bir öncekinden daha eğlenceli hale geliyor.

Ülkesinin Merkez Bankası Başkanı’na ‘vatan haini’ diyen ve ‘kimden talimat alıyorsun’ diye soran bir cumhurbaşkanının konuşmaları eğlenceli olmaz mı?

Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan her seferinde kendini aşmaya devam ediyor.

xxx

Dün, HDP’nin İmralı ekibi, Abdullah Öcalan’ın Nevruz’a çok önemli bir konuşma hazırlamakta olduğunu açıklarken, Erdoğan şöyle konuşuyordu:

“Şimdi varsa bakıyorsun, Kürt sorunu. Kardeşim ne Kürt sorunu ya. Artık böyle bir şey yok.”

Eğlenceli değil mi?***

xxx

Ancak beni daha fazla eğlendiren “Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma Türk milleti huzurunda namusum ve şerefim üzerine ant içerim” diyen Erdoğan’ın başkanlık sistemi ile ilgili söyledikleri.

Gerçekten benim gibi kurulduğundan bu yana AKP’nin resmi metinlerde söylediklerini okuyanlar için her seferinde konuşmalara eklenen taze malzemeler tadından yenmez oluyor.

xxx

Halkın gündeminde yok ama cumhurbaşkanının tek menüsü var, diktatöryal Türk usulü ucube bir başkanlık sistemi.

Hâlbuki 2007 Seçim Bildirgesi’nde, ülkeyi beş yıl yönetmiş biri olarak, anayasadaki cumhurbaşkanlığı yetkilerini parlamenter demokratik sisteme uygun bir hale getireceği vaadinde bulunuyordu.

Çünkü henüz aklında cumhurbaşkanlığı yoktu.

Eğer söz konusu kendisi değilse, örneğin Abdullah Gül ise, parlamenter sisteme uygun bir şekilde yetkiler kısıtlansın, eğer kendisinin cumhurbaşkanlığı söz konusuysa, o zaman Türk usulü başkanlık…

xxx

Yürütülen mantık harika:

“Mevcut sistemin bundan sonrası yeterli olamayacağı ortada.

Yeni bir değişim süreci başlatmamız lazım.

Biz buna yeni Türkiye diyoruz.

Yeni anayasaya ihtiyaç var.

Başkanlık sistemine ihtiyaç olduğunu söylüyoruz.”

Bir de ‘kendim için istiyorsam namerdim’ edebiyatı var, ona bayılıyorum…

O zaman kendisinin cumhurbaşkanı olmayacağı bir dönemde geçerli olsun başkanlık sistemi.

Altmış yaşını geçen bir adam niye bu tür bir söyleme tevessül eder, eğlenceli diyorum ama hüzünlü de…

Cumhurbaşkanını halkın seçmesini sağlayan yasa düzenlemesinde, cumhurbaşkanlığına aday olacak her kişinin kamu görevinden istifası zorunlu hale getirilirken, sadece başbakanın bunun dışında bırakılması da çok garibime gitmişti.

Onu da hem eğlenceli, hem hüzünlü bulmuştum…

xxx

Bir harika matrakoloji konusu da ‘millet’ demagojisi…

Eğer diktatöryal bir başkanlık sistemi istenmez ise ‘millet’ istemeyenlere haddini bildirirmiş…

Fransa Kralı 14. Louis, 18’inci yüzyılda ‘devlet benim’ demişti…

Bu, 21’inci yüzyılda Türkiye’de ‘millet benim’e döndü.

xxx

Milletin gündeminde ne var?

Araştırmalar sergiliyor:

İşsizlik, geçim sıkıntısı, şiddet, kadın cinayetleri, adaletsizlik vs var…

Türk usulü başkanlık meselesi, Ayşe’nin kepek sorunu gibi, bir tek kişinin sorunu…

O tek kişi de kendini ‘millet’ sanıyor.

xxx

Cumhurbaşkanı son bombasını da dün patlattı…

“Benim derdim ne biliyor musunuz?

Bir anonim şirket nasıl yönetiliyorsa Türkiye böyle yönetilmelidir.

Yoksa bileklerine bağlıyorlar prangayı yürü yürüyebilirsen.”

TBMM, Yargı, Sayıştay, muhalefet, halk, bilumum denetim kurumları, hepsi ‘pranga’.

Hepsinden kurtulacaksın… Memleketi şirketin gibi yöneteceksin. Şirketin kasası da senin kasan olacak tabii.

xxx

Demokrasiymiş…

Ne gereksiz şey…

Tek başkan, tek şirket.

17-25 Aralık, Roboski, Deniz Feneri, Soma… Bütün bu talan ve katliam iddialarını soruşturmaya kalkanlar…

Hepsi prangalar…

xxx

Anonim şirketin de kuralları var.

Hâlbuki bize hukuku olmayan bir yapı lazım.

Önerim şudur:

Memleketi, 17-25 Aralık çiftliği gibi yönetelim…

Çiftlikten başkası kesmez çünkü bu denetim ve demokrasi düşmanlarının iştahını.

16.03.2015

 


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.