Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > gazete360 Yazıları > Siyasetin Ölüm Melekleri

Siyasetin Ölüm Melekleri

Suruç’ta gençlerimizin öldürülmesi ardından ortaya çıkan bütün belgeler, Ankara’da 102 insanımızın katledilmesine açıkça göz yumulduğunu gösteriyor.

Başbakan Ahmet Davutoğlu ise 20 Temmuz’da Suruç katliamının paramparça olan faili Abdurrahman Alagöz’ün ‘adalete teslim edildiğini’ söyleyecek kadar cinayetlerden ve olup bitenden habersiz gözüküyor.

Konu IŞİD olunca siyasal iktidar sadece ne yapıp edeceğini şaşırmıyor, bir de saçmalamaya başlıyor.

Süleyman Demirel  ‘bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz’ derdi, bunlara da ‘IŞİD suç işliyor’ dedirtmek mümkün değil.

Belgeler bütün açıklığıyla ortada dururken bu gerçeği dile getirmemek için kıvranıp duruyorlar.***

* * *

Olup bitenleri en sarsıcı bir biçimde, en üst düzeyde söyleyen ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden olmuştu.

Geçen yıl 4 Ekim’de Harvard’da yaptığı konuşmada Biden, IŞİD tehdidinden aralarında Türkiye’nin de olduğu ABD’nin müttefiklerini sorumlu tuttu ve Türkiye gibi ülkelerin bölgeye yüz milyonlarca dolar para ve on binlerce ton silah gönderdiğini söyledi. “En büyük problemimiz müttefiklerimiz” diyen Biden, bu ülkeleri Suriye’deki gruplara sağlanan desteği durdurmaya ikna edemediklerini anlattı.

“Bölgedeki müttefiklerimiz, Suriye’deki en büyük problemimizdi. Türkler, ki çok iyi dostumuzdur ve benim de uzun süre vakit geçirdiğim Erdoğan’la harika bir ilişkim var. Suudiler, Emirlikler vs... Ne yapıyorlardı? Esad’ı devirme ve bir Sünni-Şii vekâlet savaşı çıkarmada çok kararlıydılar. Ne yaptılar? Esad’la savaşacak herkese yüz milyonlarca dolar para ve on binlerce ton silah akıttılar, El Nusra, El Kaide için destek olacak, dünyanın diğer yerlerinden gelen cihatçıların aşırı unsurlarını kabul ettiler. Abarttığımı mı düşünüyorsunuz? Bir bakın. Bunların (yardımlar) hepsi nereye gitti?”

* * *

Bu konuşmadan neredeyse tam bir yıl sonra adı sanı belli, istihbarat ve devlet tarafından izlenen, anne ve babanın hükümete  “oğlumuz IŞİD’e katıldı, bulup getirin” diye yalvardığı, kardeşiyle konuşmalarının mahkeme kararıyla dinlendiği, Gaziantep’ten yola çıkan, cinayet sabahı Gölbaşı’nda serinkanlı bir şekilde kahvaltı yapan, aranmakta olan, Suruç’la bağlantılı IŞİD’ciler başkentin göbeğinde Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamını yaptılar.

Bu çok açık ve net iken, 17-25 Kabinesi’nden hiç kimse istifa etmediği gibi, ‘istifa’ sorusunu da sırıtarak karşıladılar.
Ve de katliamın üzerini örterek, seçimlerde işlerine yarayacağını düşündükleri yalanlarla iğrenç dolaplar çevirmeye devam ettiler.

Her zamanki kurnazlıklarıyla bir iki bürokrata fatura çıkartıp, asıl sorumluları da sessizce kayırdılar.

* **

IŞİD’ci bir zihniyet, bizi ister istemez IŞİD’ci bir felakete götürür, nitekim de öyle oluyor.

Taraf Gazetesi, geçen haftasonu  ‘Yeni Türkiye’nin Gladyo Çiftliği’ başlığı altında siyasi iktidarın  ‘çiftliklerde kontrgerilla eğitimi’ verdiğini yazdı ve haber yalanlanmadı.

Haberi yorumlarken, “meşru olmayan yapılar devreye sokuldu. Erdoğan’ın oluşturduğu derin ilişkiler gün yüzüne çıktı” diyen Susurluk Komisyon üyesi CHP’li Fikri Sağlar bir açıdan ABD Başkan Yardımcısı Biden’ın açtığı parantezi kapattı:

“Her zaman silah kullanan, insanları öldürme yetkisini kendinde gören yapılar vardır.
Bu yapılar zaman zaman siyasilerden korkusundan uyurlar, uyutulurlar.

Son dönemlerde Recep Tayyip Erdoğan, devleti ele geçirmesi ile birlikte bu uyuyan yapıları tekrar kendine göre biçimlendirip, hareketli hâle getirdi.

Suruç ile Ankara katliamları birbirleri ile bağlantılı, doğrudan organik bağlantılı bir anlayış içerisinde. Başbakan’ın “Biz IŞİD ile 360 derece farklıyız” lafı zaten bir ikrardır.

Freud der ki, dil sürçmesi ‘beyninizdeki bastırdığınız düşüncenizin dışa vurumudur’. ‘360 derece farklıyız’ dediğiniz zaman IŞİD ile aynı yerdeyiz demektir. Susurluk’ta gördüğümüze benzer meşru olmayan yapıların devreye sokulduğunu biliyoruz. Ama burada bir numara daha ileriye gidiyor o da şu; Hürriyet Gazetesi’ni bir milletvekili ile basıyorlar mesela. Ahmet Hakan’ı parti üyelerine dövdürüyorlar. Recep Tayyip Erdoğan’ın oluşturduğu derin ilişkiler gün yüzüne çıkmış durumda, dolayısıyla hukuk devletine dönüştüğümüzde bunların hesabını verecekler.”

* * *

IŞİD bombalı saldırılarla yüzlerce insanı paramparça ederek öldürürken, iktidar bu örgüte karşı hiç bir tedbir almıyor, hiçbir karşılık vermiyor ama “bize operasyon yapılmazsa bir ateş açmayacağız” diyen PKK’ya üst üste operasyonlar düzenliyor.

Türkiye’ye açıkça savaş açarak insanları öldüren IŞİD’e karşı sürdürülen sessizlikle, PKK’nın üstüne giderek savaşı sürdürme inadı arasındaki tuhaf çelişki ise kocaman bir soru işareti olarak duruyor ortada.

Türkiye’ye karşı yapılan saldırıları silahla ‘cezalandırmak’ istiyorsanız neden IŞİD’e karşı sessizsiniz, böyle bir ‘karşılık verme’ siyasetiniz yoksa ‘operasyon yapılmazsa ateş açmayacağız’ diyen PKK’ya ardı ardına neden operasyonlar düzenliyorsunuz?

Amacınız, PKK’yla HDP arasında bir bağlantı kurarak HDP’nin seçimlerdeki oylarını düşürmek mi?
Bunun için mi Güneydoğu’da savaş ve ölüm hiç ara vermiyor?

IŞİD’e karşı bu sessizlik sürerken, bombalı saldırıları IŞİD’in yaptığını saklamaya çalışırken, PKK’ya karşı sürdürülen savaşı nasıl açıklayacaksınız?

* * *

IŞİD’e karşı sürdürülen sessizlikle, PKK’ya karşı sürdürülen operasyonları bir arada düşündüğünüzde, bu iktidarın ‘şiddeti’ sadece oy amacıyla kullandığını görürsünüz.

Radikal dincilerin oylarını kaybetmemek için IŞİD’e karşı çaresiz bir güvercin, PKK’yla savaşmanın yarattığı acıların HDP’ye oy kaybettireceğini düşündükleri için de PKK’ya karşı şahinler.

Güneydoğu’da ölenler bu oy hesaplarıyla ölüyor.

* * *

IŞİD’e kol kanat geren, kimlikleri bilinen katillerin cinayetleri işlemesine engel olmayan, kendilerine bağlı ‘kontrgerilla’ birlikleri’ oluşturan bu iktidar, işbaşında kalabilmek için sadece şiddette güveniyor artık.

Onun için 7 Haziran’dan beri ölümler hiç durmuyor bu ülkede.

Bu iktidara verilecek her oy, şiddete ve ölüme verilecektir.

Yeni insanların ölümüne yol açacaktır.

Türkiye’nin huzura kavuşabilmesi, insanlarını ölümden kurtarabilmesi için bu iktidarı durdurması gerekiyor.

1 Kasım’da, bu ülkenin ‘ölüm meleklerini’ durduracağına inanıyorum.

Aksi takdirde, siyasetin en önemli kahramanı ‘Azrail’ olacak Türkiye’de.

gazete360.com, 19.10.2015


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.