Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu unuttunuz mu?

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu unuttunuz mu?

 

13 Nisan 1914’te doğmuştu...

 

***

 

Birkaç yıl önceye kadar...

Çay ve kaşarlı simitler ile anıldığına dair sağda solda küçük haberler görürdüm...

Haberin meali devamı da şöyle olurdu:



‘Türk edebiyatının ünlü şairi Orhan Veli Kanık, doğup büyüdüğü Beykoz’da anıldı. Beykoz Belediyesi’nce düzenlenen anma programı, Orhan Veli Kanık’ın doğup büyüdüğü İshak Ağa Yokuşu’ndaki evinin önünde başladı. Burada şairin hayatı ve eserleri hakkında bilgi verildi. Daha sonra yürüyerek şairin bazı şiirlerinde ilham kaynağı olan Yalıköy sahiline gelindi. Yalıköy Parkı’nda katılanlara kaşarlı simit ve çay ikram edildi. Bu sırada başlayan yağmur, katılımcılara duygulu anlar yaşattı. Törende Bir Garip Adam Orhan Veli Kanık adlı kitap dağıtıldı.’

Bu yıl buna da rastlamadım...

  

***

14 Kasım 1950’de ölmüştü...

Orhan Veli’nin ölümü bundan 58 yıl önceydi...

Aslında her şey, 10 Kasım 1950 tarihinde, sokakta yürürken belediyenin açtırttığı bir çukura düşmesiyle başladı. İki gün sonra İstanbul’a gitti. 14 Kasım’da öğleyin bir arkadaşının evinde yemek yerken fenalaştı. Hastaneye kaldırıldı. ‘Alkol zehirlenmesi’ teşhisiyle tedavi edildi ancak ‘beyin kanaması’ geçirmekteydi. Geceleyin saat 23.20’de öldü.

Gene Orhan Veli’nin ölüm yıldönümlerinde bir grup ‘Orhan Veli Yürüyüşü’ yapardı...

Yürüyüşçüler, neden Orhan Veli yürüyüşü yaptıklarını şöyle anlatırlardı:

‘Kardeşi Adnan Veli’nin ‘Yürümekten hiç bıkmazdı. Bazen Beyoğlu’ndan Sarıyer’e kadar yürüyerek, ıslık çalarak gittiği olurdu’ sözünden yola çıkarak yaptığımız Orhan Veli Yürüyüşleri’nin ilki 14 Kasım 1996 perşembe günü yapılmıştı. Yürüyüşün Taksim Atatürk Heykeli önünden başlamasını uygun bulmuştuk çünkü Orhan Veli’nin ölümünün nedeni, yani Ankara’da belediye çukuruna düşmesi, Atatürk’ün ölümünün on ikinci yılında gerçekleşmişti. Tek katılım şartı, bir şiir kitabı getirmekti... Amacımız bir anma toplantısıydı ve bu toplantıyı dört duvar arasında yapmak istemiyorduk, çünkü Yaprak Dergisi’nin ilk sayısındaki Alış-Veriş şiirinin bir mısrası şöyledir:

‘Salon verir sokak alırız’...

Her yürüyüşü aynı şiirle başlatıyoruz...

Bütün güzel kadınlar zannettiler ki

Aşk üstüne yazdığım her şiir

Kendileri için yazılmıştır.

Bense daima üzüntüsünü çektim

Onları iş olsun diye yazdığımı

Bilmenin.’

Bu yürüyüşler de kayboldu...

***

Orhan Veli’nin tanıdık yaşam patikaları...

22 yaşında yayınladığı ilk şiir...

Şiir kitapları...

Yaratıcılarından biri olduğu Garip Şiir Akımı...

‘İnsanın beş duyusuna değil, kafasına hitap eden’ Garip Şiir Akımı’na yazdığı manifesto...

28 sayı çıkardığı Yaprak Dergisi...

Şiiri sokaklara taşıması...

Garip Akımı ile Yaprak Dergisi arasında, sanat anlayışındaki değişimler...

36 yıllık kısacık ömrünü, Beykoz’dan başlayıp, bir gece yarısı ölümüne neden olan Ankara’daki belediye çukuruna kadar gözümün önünden akıtmaya çabaladım.

***

Ezbere bilinen mısraları...

‘Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,

Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu,

Bu derde düşmeden önce.’

***

‘İstanbul’da Boğaziçi’nde,

Bir fakir Orhan Veli’yim;

Veli’nin oğluyum,

Tarifsiz kederler içinde.’

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası şeflerinden Mehmet Veli Kanık’ın oğlu Orhan Veli neden ‘tarifsiz kederler’ içindedir? Naif, narin varlığı ‘ağlarsa’ sesini duymayacağımızdan, gözyaşlarına ‘dokunamayacağımızdan’ emindir. Bir yanda ‘denizi göreceksin sakın şaşırma’ diyen bir yaşam kıvancı, bir yanda hiç bitmeyen ince bir sızı...

***

94. doğum yıldönümünden bu yana bir hafta geçti...

Hala suskunuz, suskunsunuz...

Galiba artık ne doğum ne de ölüm yıldönümlerinde anar olduk...

Gerçekten Orhan Veli’yi unuttunuz mu?

20.04.2008
Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.