Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Şefkatli bir güvercin gibi...

Şefkatli bir güvercin gibi...

 

General Augusto Pinochet, 1973 yılında kanlı bir darbeyle iktidara gelmiş ve 17 yıl boyunca Şili’yi yönetmişti.

Pinochet dönemindeki siyasî şiddet olaylarında yaklaşık üç bin kişi öldü, işkence gördü ya da sürgüne gönderildi. 

*** 

Victor Jara da işkence edilerek öldürülen o 3 bin kişiden biri.

Bir farkla...

Jara, ölümüyle Pinochet Hükümeti’ne direnişin uluslararası simgesi haline geldi.

Askeri cuntanın 11 Eylül 1973’te Allende’yi devirmesinden sonra tutuklanan Jara, toplama kampı olarak kullanılan bir stada getirilmişti.



Jara’ya işkence edilmiş, gitar çalmaması için elleri tüfek dipçikleriyle ezilmiş, ardından da vurularak öldürülmüştü.

Jara’nın sesi ve hazin hikayesi hiçbir zaman unutulmadı.

Sesi, hep yankılanıp durdu:

‘Şefkatli bir güvercin

gibi uçar gitarımın sesi...’


* * * 

Tarihler öldürülüş anını şöyle resmeder:

‘Jara daha sonra partisinin marşı Venceremos’u söylemeye başladı.

Korkak, titrek değildi sesi, kendinden emindi. Katillere boyun eğmeyeceğini haykırır gibiydi.

Askerler -ki ellerinde silahları, dışarıda tankları ve bombardıman uçakları vardı- Jara’nın güvercin gibi uçan türkülerinden korktular.

Bir asker tüfeğinin kabzasını kaldırdı. Onu susturmak ve öbürlerine ibret olması için Jara’nın parmaklarını kırdı.

Kırık parmakları gitarın tellerine vuramıyordu. O da marşı var gücüyle söylemeye başladı.

Üstelik şimdi stadyumdakiler de ona katılmışlardı.

Şili’nin dört bir yanından bu stadyuma getirilen binlerce kişi faşizmin karşısında; işkence göreceklerini, öldürüleceklerini bildikleri halde, katillerin suratına ‘Venceremos!’ (Kazanacağız!) diye haykırıyorlardı.

‘Venceremos venceremos

Kıralım zincirlerimizi

Venceremos venceremos

Zulme ve yoksulluğa paydos!’

Jara’nın istediği de buydu...



Victor Jara’nın ölü bedeni dört gün sonra bir sokakta bulundu. Ağır işkencelerden geçirilmiş ve vücudu kurşunlarla delik deşik edilmişti.’

Victor Jara yoksul köylerdenbirinde ve yoksul bir köy çocuğu olarak dünyaya geldi.

Babası çobandı.

Annesi düğünlerde, törenlerde gitar çalıyordu. Jara okuma-yazmayı ve müziğin büyüsünü ‘cantador’ olan annesinden öğrendi. ‘Annem çalarken o tahta kutudan çıkan ezgiler içime işlerdi. Anımsıyorum, o çalarken olduğum yerde taş kesilir, kendimden geçerdim. Sonra, en büyük zevklerimden biri de gitara dokunmak, yavaş yavaş okşamaktı.Ne hayaller kurardım o zamanlar... Uçsuz bucaksız bir hayal denizine dalar giderdim...’

Şili türküleri dinleyerek geçen çocukluğunun ardından 15 yaşına geldiğinde annesi öldü. Bu ölümailenin dağılmasına, Jara’nın da okulunu bırakmasına neden oldu. Kilise okuluna gitmeye karar verdi. Müzik bilgisinin temelleri de burada atıldı. Okul bittikten sonra rahiplik yapmadı.

* * * 

Jara, çeşitli işlerde kısa süreli çalıştı ve sonunda Şili Üniversitesi korosuna girdi. İlk bestelerini burada yaptı. Burada ‘Yeni Şarkı’ akımının kurucusu olan Violet Parra ile tanıştı ve onunla çalışmaya başladı.

Parra, İnka ve Aztek kültürlerini, Akdeniz ve Afrika kültürleriyle kaynaştırarak ‘Yeni Şarkı’yı oluşturdu. Jara da Yeni Şarkı çalışmalarını sürdürdü. Latin Amerika’nın geleneksel müziğiyle folklorik öğelerini aldı ve bunları çoksesli bir hale getirdi.

Yeni Şarkı, kısa zamanda emperyalizmin ve sömürgeciliğin karşısında bir sembol haline geldi. Artık Jara’nın şarkıları fabrikalarda, okullarda, sokaklardaydı. O, elinde gitarıyla her grevde, her öğrenci eyleminde direniş şarkılarını söylüyordu. Sesi çoktan Şili sınırlarını aşarak dünyanın dört bir yanına ulaşmıştı.

Pinochet Faşizmi, Victor Jara’yı katlettiğinde ben 20 yaşındaydım.

Öldürülüş biçimi Şili stadyumundan çıktı, dalga dalga yayıldı ve bizlere ulaştı... Bizi içine aldı ve biz bunu hiç unutmadık.

Bizler de 12 Mart 1971 faşizminin esaretinden kurtulmaya çalışıyorduk.

Öldürülüş biçimini hiç unutmadığım bu efsanevi şarkıcıdan yıllar sonra yeniden söz etmemin bir nedeni var.

Victor Jara’nın ölümünden 31 yıl sonra yargıç Juan Carlos Urrutia, 9 Aralık 2004’de emekli subay Mario Manr¡quez Bravo’ya dava açtı.

Bravo, Jara öldürüldüğü sırada Şili stadyumundan sorumlu en üst rütbedeki subaydı.

Ölümlerden o sorumlu tutulmaktaydı.

2004’te başlayan bu dava geçenlerde sonuçlandı ve albay Mario Manriquez suçlu bulundu. 

* * * 

Jara’nın ölümünden 35 yıl sonraki bu gelişme beni 12 Mart’a ve o sürece eşlik eden Pinochet Dönemi’ne geri götürdü.

‘Şefkatli bir güvercin

gibi uçar gitarımın sesi...’

Bu şarkıyı söyleyen birinin parmaklarını kıran, bileklerini ezen, onu kurşunlayan bir vahşeti, siz de bilin ve bunu unutmayın diye de bu yazıyı yazdım.


01.06.2008


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.