Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Kafkayyen

Kafkayyen  

Her zaman Prag’dan ayrılmayı hayal edip duruyordu. Çünkü kendini ailesinin pençesinden kurtarmak ve Berlin’de serbest bir yazar olarak çalışıp nişanlısı Felice Bauer ile birlikte yaşamak istiyordu...’

Bu hayallerin sahibi, gizemi ve sıradışılığı ile fark yaratan ünlü Alman yazar Franz Kafka, bundan 125 yıl önce, 3 Temmuz’da doğmuş...

Bunu Perşembe günü yolda giderken dinlediğim Deutsche Welle’de duydum. Ve 125 yıl öncesine gidiverdim... 

* * * 

Franz Kafka, Yahudi bir tüccar olan Hermann Kafka ile Alman-Yahudi kentsoylu bir ailenin kızı Julie Löwy’nin ilk çocukları olarak Prag, St. Nikolaus’da 3 Temmuz 1883 tarihinde dünyaya gelmiş. Güney Bohemya’da doğup Çek-Yahudi taşra emekçi sınıfından gelen babasının üstünde kurmuş olduğu baskı, ‘duyarlılığını, duygusallığını ve narinliğini’ anne tarafından alan Kafka’nın içine kapanık bir çocukluk geçirmesine sebep olmuş. 1889-1893 yılları arasında Fleischmarkt’ta ilkokula, 1893-1901 yılları arasında ise Prag’da Alstadt Bulvarı’ndaki Alman diliyle eğitim veren Avusturya hümanist Lisesi’ne devam etmiş. 

* * * 

Kafka, 1897-98 yıllarında, yaklaşık 15 yaşında iken yazmaya başlamış... Bu dönemde üniversite öğrenimine kimya okumakla başlasa da babasından gelen itirazlar üzerine iki hafta sonra Hukuk Fakültesi’ne geçmiş. Ancak yaz yarıyılında yeniden fakülte değiştirip sanat tarihi ve Alman filolojisi okumaya başlamış. Kış yarıyılında anne ve babasının isteğine uyarak tekrar Prag Alman Üniversitesi, Hukuk Fakültesi’ne dönen Kafka, 18 Haziran 1906’da hukuk doktoru unvanını kazanıp 1 Ekim 1907’de sigorta kurumu Assicurazioni Generali’de staja başlamış. Dokuz ay sonra Generali’den ayrılıp, Bohemya Krallığı İşçi Kaza Sigortası Kurumu’na hukuk danışmanı olarak geçmiş ve 1922 yılında malulen emekli olana dek burada çalışmış. 

* * * 

Yazmaya ilk 1897- 98 yıllarında başlamış olan Kafka, bu gençlik yapıtlarından Günlük’ünde bahsederken yazdıklarının yalnızlığının etkisiyle ortaya çıkmış yazma eylemini yansıttıklarını söyler. Kafka’nın 1910 yılında tutmaya başladığı ve yaşamının sonuna dek aralıksız olarak yazmayı sürdürdüğü Günlük, ölümünden sonra, 1948 yılında yayınlanmış. Günlük, Kafka’nın hem insan hem de yazar olarak çözümlenmesini kolaylaştıran en önemli kaynağı oluşturduğu söylenir...

Dünya edebiyatında herhangi bir okul ya da akımla bağdaştırılamayacak biçimde özgün eserler vermiş olan Kafka’nın ilk yazıları Ağaçlar, Giysiler, Geri Çevirme, İşadamı, Dışarısını Dalgın Seyrediş, Evin Yolu, Gelip Geçenler ve Yolcu başlıkları altında 1908 yılında Hyperion dergisinde yayınlanmış.

1912 yılı sonbaharı en önemli başyapıtlarını ortaya çıkardığı mevsim olmuş: Yargı ve Değişim. Ailenin insan yaşamı üzerindeki etkisi ve otoriter baba, her iki hikáyede de ortak tema olarak ortaya çıkmış. 1914 yılında roman tarzında yazmaya başladığı ancak o yıl bitiremediği Dava, 1925 yılında, ölümünden sonra yayınlanmış.
Kafka, 8-18 Ekim 1914 tarihleri arasında Kayıp romanının son bölümüyle, 1919 yılında yayınlanan Ceza Sömürgesi adlı hikayesini yazar... Kanun Önünde isimli hikayenin yazımı da bu döneme rastlar.

1916-17 kışında Sekiz Oktav Defteri’ni doldurmaya başlayan Kafka, aynı zamanda Bir Köy Hekimi, Galeride, Kardeş Katili, En Yakın Köy, Mezar Bekçisi, Köprü, Avcı Gracchus, Kovalı Süvari, Çakallar ve Araplar ve Yeni Avukat isimli öykülerini kaleme alır. Altıncı Oktav Defteri’nde Çin Seddi’nin İnşasında isimli hikayesi yer alır.

Babasının otoriter tavırlarından ve bu tavırların kendinde yarattığı ruhsal baskıdan bahsedip duygularının analizini yaptığı Baba’ya Mektup’ta, babasıyla arasındaki ilişkinin öyküsünü anlatır... 

* * * 

Kafka, eserlerinde toplumsal yaşamın ve toplumsal kurumların yarattığı adı konmamış, niteliği tam olarak açıklanmamış otoriteler karşısında tüm çıkış yolları kapatılmış olan bireyin ne yazık ki hiçbir zaman başarıyla sonuçlandıramayacağı sonsuz savaşını anlatır.

‘Bu savaşta başarıya ulaşamayacağını hisseden bireyin umutsuzluğu güçlü biçimde eserlerinde görülür. Bu umutsuzluğun yarattığı etkiyle, Kafka’nın yazılarında kasvetli, boğucu ve endişe verici bir hava sezilmesi mümkündür. Aynı zamanda Kafka’nın öz yaşam öyküsü ile eserlerinde yarattığı roman kahramanları ve onların yaşantıları arasında da büyük paralellikler vardır. Eserlerin çoğundaki K. isimli kahramanların Kafka’yı temsil ettikleri düşünülebilir. Kafka hakkında yapılmış olan yorumların çoğunun ortak noktası, eserlerde sürüp giden anlam arayışları olmuştur. Somut ve soyut, gerçek ve gerçekdışı, acı ve saçmalığından dolayı bazen komik olabilecek olaylar dizesi eserlerde hem birbirleriyle çelişerek hem de el ele giderek bir bütünlük teşkil etmektedirler. Bireyin karşısına dikilen ve zaman zaman gerçeküstücülüğe varan tüm dünyevi saçmalıklar bireylerin bilimden bile kuşku duymasına ve güveninin sarsılmasına sebep olmaktadır.’ 

* * * 

Kafka çoğunlukla karanlık, donkişotvari bir hayalperest ve aile içindeki çekişmelerde garip davranan biri olarak bilinir...

Fotoğraflarına baktığımızda ise ciddi ama yanakları çökmüş ve üzgün gözlerle bakan genç bir adam görürüz.

1919’da babasına yazdığı mektuplar, onun nasıl acılar çektiğinin tanıklığını yapar...

Kriz anlarında, kendini sıfır noktasında hissettiği zamanlarda, hayal bile edilemeyecek eserler yaratan, ama genelde bundan mükemmeliyetçi biri olduğu için hoşnut olmayan Kafka, pek çok sanatçı gibi bazı nevrozları olan zor bir insandı...

Kafka, 41’inci doğum gününden kısa bir süre önce, 1924’te verem hastalığı nedeniyle hayatını kaybetti. Kafka, ölmeden önce yakın arkadaşı Max Brod’a verdiği vasiyetinde tüm yazdıklarının imha edilmesini istemişti. Ancak Brod, Kafka’nın ölümünün ardından gelecek nesilleri düşünerek yazarın eserlerini yayımlamaya başladı.

Çok da iyi etti... 
* * * 

Kafka...

125 yıl önce 3 Temmuz’da doğan yazar...

Bize akıp giden yaşamın dışında kalan öyle fantastik dünyalar armağan etti ki; onları gene ancak Kafka’nın adından ürettiğimiz ‘Kafkayyen’ sıfatı ile anlatabiliyoruz.

Zaten hala bugün de ondan söz ediyorsak, onun bize sunduğu o Kafkayyen rüyayla hayal arasındaki esriklikten henüz kurtulamadığımızdandır.

 


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.