Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Bir yazar öldü...

Bir yazar öldü...  

 

1970 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Rus yazar Aleksandr İsayeviç Soljenitsin...

89 yaşında kalp yetmezliğinden Moskova’daki evinde öldü.

Soljenitsin, Sovyet döneminin Batı’da ve dünyada en çok tanınan muhalif yazarlarından biriydi.

Artık Sovyetler yok ve Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev, dünya çapında tanınan yazarın ölümünden dolayı üzgün olduğunu belirterek ailesine başsağlığı diledi. Rusya’nın eski Devlet Başkanı Vladimir Putin de, geçen yıl Aleksandır Soljenitsin’e devlet ödülü vermişti. 

* * * 

Kuzey Kafkasya’daki Kislovodsk’da 11 Aralık 1918’de dünyaya gelen Soljenitsin, Sovyet Ordusu’nda 1939-1945 arasında 4 yıl görev yaptı.

Ve 1942 yılında yüzbaşı rütbesiyle İkinci Dünya Savaşı’na katıldı. Cephedeyken yazdığı mektuplarda Stalin’i eleştiren Soljenitsin tutuklandı ve 8 yıl bir kampta hapis cezasına çarptırıldı.

Soljenitsin, Sovyetler Birliği’nin Hitler ile uzlaşma yolu bulmasının savaşı önleyebileceğini, bu yüzden Sovyet halkının savaştan dolayı yaşadığı yıkımdan Stalin’in Hitler’den daha fazla sorumlu olduğunu iddia ediyordu.

Çilesi bitmeyecekti...

Savaştan sonra Moskova yakınlarındaki bir hapishaneye konulan Soljenitsin, 1950’de siyasal tutuklular için Kazakistan’da kurulan özel bir kampa gönderildi ve 3 yıl burada kaldı.

Soljenitsin, ondan sonraki yıllarda da istenmeyen kişi ilan edildiği için sürgüne yollandı. Kazakistan’ın Kok Terek köyünde öğretmenlik yapmaya başlayan yazar, bu dönemde kansere yakalandı ve bir süre Taşkent’te tedavi gördü. 

* * * 

Komünist Parti’nin yeni lideri Nikita Kruşçev tarafından başlatılan Stalin’in etkilerini ortadan kaldırmaya yönelik operasyonlar çerçevesinde hakları iade edildiği için Ryasan’da çalışmasına olanak tanındı.

1962’de Ivan Denisoviç’in Yaşamında Bir Gün adlı kitabını çıkaran Soljenitsin, bu öyküsünün başarısı üzerine kendini tamamen yazarlığa verdi... Zorunlu çalışmayı anlatan Stalin karşıtı bu yapıtıyla da Kruşçev’in takdirini kazandı ve bir yıl sonra Sovyet Yazarlar Birliği’ne kabul edildi.

Soljenitsin’in ilk romanları, hapis ve savaş deneyimlerini anlatır.

Ivan Denisoviç’in Yaşamında Bir Gün ve iki yıl sonra yayınladığı İlk Çember adlı eserleri hapishane sahneleri içerirken, Kanser Koğuşu adlı eseri de bir hastanede geçer.

Hapishane ve hastane imgelerini toplumsal simgeler olarak kullanan yazar, eserlerinde devrimci ideallerle sert politik gerçeklikler arasındaki çelişkileri göstermeye çalıştı...

Ama bu çok sürmedi...

Matrenin Dvor ve Dlya Polsu Dela adlı öyküleriyle tekrar Komünist Partinin hedef tahtası haline geldi.

Soljenitsin’e 1966’da ülke dışına çıkma yasağı kondu ve 3 yıl sonra da Yazarlar Birliği’nden çıkartıldı.

Yılmadı... Yazmaya devam etti...

Soljenitsin, Kırmızı Tekerlek adındaki 4 ciltlik uzun tarihsel romanının ilk cildi olan Ağustos 1914’te (1971), 1914 yılındaki Birinci Dünya Savaşı’nı anlattı. Yazar, 1989’da yayımladığı birinci cildin genişletilmiş ve yeniden düzenlenen halinde ise 1917 Ekim Devrimi’nin tarihsel önemine vurguda bulundu.

Sovyet Hükümeti, 1960’ların sonu ve 1970’lerin başında Soljenitsin’i, romanlarında ülkesini küçük düşürdüğü için suçladı ve yazarın üzerindeki devlet baskısı, özellikle 1973’te Paris’te yayınladığı Sovyet hapishanelerindeki durumun anlatıldığı üç ciltlik ‘Gulag Takımadaları 1918-1956’ romanından sonra arttı.

Ne ki yaşadığı dönem boyunca çeşitli cezalara çarptırılan Aleksandr Isayeviç Soljenitsin, çalışma kampları hakkındaki kitabı Gulag Takımadaları ile Nobel Edebiyat Ödülü kazandı.

Kitabı kapitalist ülkelerde yayınlanırken, eseri bu ülkelerde Sovyet karşıtı propagandanın önemli öğelerinden biri oldu.

Yazar, kendisine politik nedenlerle verildiği iddia edilen Nobel Edebiyat Ödülü’nü ise 4 yıl sonra alabildi. Sovyet hükümeti, 1974 yılında Soljenitsin’in vatandaşlığını iptal ederek, yazarı sınır dışı etti. 

* * * 

İsviçre’de iki yıl kaldıktan sonra 1976’da ABD’de Vermont eyaletine yerleşti ve Gulag Takımadaları’nın ikinci ve üçüncü cildini burada tamamladı. Bu kitaplarda 1918 ile 1956 yılları arasında Sovyetler Birliği’ndeki çok sayıda çalışma kampı ve cezaevlerinde yaşananları en ince ayrıntılarına kadar anlattı.

Amerika Birleşik Devletleri’nde yalnız bir hayat sürerek tamamladığı sürgünlüğü, yirmi yıl sürdü.

Bu dönemde, Vietnam’a Amerikan müdahalesini destekledi ve Vietnam’da Amerikalı tutsakların köleleştirildiğini iddia etti.

Soljenitsin, 1974 Portekiz Devrimi’ne karşı Amerika’nın müdahale etmesi gerektiğini savunarak, ABD ve Sovyetler Birliği barışı hakkında yazan Amerikalı yazarları da sert şekilde eleştirdi.

Sovyetler Birliği’nin son devlet başkanı Mihail Gorbaçov’un yönetimi sırasında 1989’da yeniden Yazarlar Birliği’ne alınan Soljenitsin’in sürgünüyle ilgili karar da 1991 yılında resmen kaldırıldı.

Sovyetler Birliği’nin 1992’deki çöküşünden sonra Boris Yeltsin yönetimini de eleştirdi ve diğer sürgünler gibi hemen dönmedi.

1994’de nihayet ülkesine dönme kararını verdiğinde, bunu dramatik bir yolculukla gerçekleştirdi.

Rusya’yı bir uçtan bir uca trenle ağır ağır kat ederek dönüşünü başlattı.

Sovyet rejiminin çöküşünden sonra 1994 yılında ülkesi Rusya’ya dönen Soljenitsin, bu kez oraya da yeniden uyum sağlamakta zorlandı. Kendi ülkesinde yaşayamamıştı ama sürgüne gittiği batıyı da beğenmemiş, ahlaki çürüme içinde bulmuştu.



Soljenitsin, son yıllarda sık sık insanların fazlasıyla maddiyatçı olduklarından şikáyet ediyordu.

Dönüşünden sonra kaleme aldığı Rusya’nın tarihi ve geleceğine ilişkin makaleleri tartışma yarattı. 2000 yılında tamamladığı Birlikte 200 Yıl adlı eserinde ise Yahudilerin Rus toplumundaki yeri ve Bolşevik devriminde oynadıkları rolü irdeliyordu. 

* * * 

1970 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Rus yazar Aleksandr İsayeviç Soljenitsin...

Bizim yaştakilerin yaşamında derin yer edinmiş ve Sovyetler’in ‘rejim muhalifi’ saydığı efsane isim...

Geçen hafta öldü.

Bizler artık kendi yaşamlarımızın önemli figürleri olsalar bile ‘yazarların da öldüğünü’ bilecek yaştayız...

Ama gene de bilmek, bir yazarın ölümüne üzülmeyi engellemiyor.

 


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.