Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Arzın merkezine seyahat...

Arzın merkezine seyahat...  

 

Nerede kalmıştık?Hangi konuda nerede kalmıştık?Mars günlüğünde...

Hatırlatayım...

9 Temmuz 2008’de kalmıştık...

O tarihte, altı haftadır Mars’ta canlı organizma araştırmalarını sürdüren Phoenix uzay aracı, ikinci tur toprak numunesi analizine başlamıştı...

NASA’dan yapılan açıklamada, Phoenix’in ıslak kimya analizi için robot koluyla ikinci kez toprak numunesi aldığı belirtilmiş...

Yeni numuneden alınacak sonuçların, aracın ıslak kimya laboratuarında iki hafta önce yaptığı ilk analizin sonuçlarıyla önümüzdeki günlerde karşılaştırılacağı kaydedilmişti...

Mars toprağının ilk kimyasal analizinde organik madde izine rastlamayan Phoenix uzay aracının ikinci kimyasal analizinin son deneme olabileceği de belirtilmişti. 

* * * 

Sonra ne oldu, hiç merak ettiniz mi?

Üç aya yakın bir süredir kızıl gezegen Mars’ta yaşam izi arayan NASA’nın insansız uzay aracı Anka Kuşu, ‘su buldu.’

NASA da, ‘daha önce var olduğuna dair kanıtlar bulduğumuz Mars’ın suyuna, ilk kez dokunuldu’ dedi.

İnsanın bağıra bağıra koşası geliyor:

‘Amerikalılar Mars’ta su buldu.’

Mayıstan beri ‘kızıl gezegenin’ toprağını eşeleyen ‘Zümrüd-ü Anka’ (Phoenix) adlı robot, Mars toprağındaki suyu ‘elledi.’ 

* * * 

Ağustos’un başındaki ‘Derin Baykal’ başlıklı yazımda da, Rusların, dünyanın en derin gölü sayılan Baykal’daki rekor denemelerini anlatıyordum...

Gökyüzü derken, deniz diplerini de boş bırakmıyorduk...

Hatta yazı şöyle bitmekteydi:

‘Anka Kuşu ile bu kadar ilgilenip...

Derin Baykal ile...

Orta Atlantik ile ilgilenmemek olmaz...

Oraları da 1680 ile 2300 metrede dolaşmakta...

İlgilendim çünkü siz meşguldünüz...

Ergenekon iddianamesi...

Kara vicdanlıların Güngören’deki kanlı katliamları...

Anayasa Mahkemesi’nin kapatma kararı ile ilgili kararı...

Bunlarla olan meşguliyetinizi vesile saydım...

Geçenlerde Mars’a çıkmıştım...

Bu kez derin Baykal’a, Orta Atlantik’e indim...

Çünkü insanlık Nesimi’nin şiirindeki gibi:

‘kah çıkarım gökyüzüne

seyrederim alemi

kah inerim yeryüzüne

seyreder alem beni’ 

* * * 

Geriye ise, epeydir gene dönüp bakmadığımız ‘yer kürenin merkezi’ kalmaktaydı...

Bir zaman önce de zaten oralardaydık...

Ne vesileyle mi?

Unuttunuz galiba...

İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan ve Türk bilim adamlarının da görev yaptığı Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu (CERN), kainatın oluşmasını sağladığı varsayılan ‘Büyük Patlama’ teorisini denemeye çalışıyorlardı. Bilim insanları küçük bir ‘Big Bang’ yaratacak makineyi takip ederek, dünyanın nasıl oluştuğunu anlamaya çalışacaklardı ya...

Bunu da...

Nisan ayından beri izlemiyoruz...

Arzın merkezinde durum nedir? 

* * * 

Merak ettiyseniz beraberce okuyalım:

‘İsviçreli bilimadamları dünyanın en büyük atom parçacık çarpıştırma cihazının gelecek ay devreye gireceğini açıkladılar.

Evrenin nasıl oluştuğuna dair bazı temel soruları açıklığa kavuşturması umulan cihazın inşa edilmesine 2003’te başlanmıştı.

CERN Parçacık Fiziği Laboratuvarı’nca oluşturulan çarpıştırma cihazı üzerindeki çalışmalar ise çok daha geriye gidiyor.

Cenevre yakınlarında yeraltında inşa edilen bir tünelde bulunan 27 kilometre uzunluğundaki cihaz, sekiz milyar dolara mal

oldu.

10 Eylül’de çalıştırılacak olan cihaz, 50 bin ton süper soğutulmuş elektro-mıknatıs kullanarak parçacıkların ışık hızına yakın bir hızda birbirleri ile çarpışmasını sağlamaya yönelik.’ 

* * * 

‘Bu şekilde müthiş miktarlarda enerji ortaya çıkıyor.

Bunun için mıknatısların öncelikle mutlak sıfıra yakın şekilde soğutulması gerektiğinden, parçacık çarpıştırıcıya ‘dünyanın en büyük buzdolabı’ deniyor.

Projeye katılan iki bini aşkın bilimadamı, böylece parçacık fiziğinin temel teorilerini sınamayı umuyor.

Cihazın çalıştırılması, hemen tüm uygulamalara geçileceği anlamına gelmiyor.

Tam kapasiteye ulaşılmasının birkaç yıl daha sürmesi bekleniyor.

Bilimadamları yine de buradaki araştırmalardan elde edinilen yeni verilerin her yıl 100 bin DVD dolduracak büyüklükte olacağını belirtiyorlar.

Proje evrendeki tüm maddelerin temel yapıtaşı olan atomları daha iyi anlamayı hedefliyor.’ 

* * * 

7 Ağustos günü...

Evrenin sırlarının açığa çıkarılması yönünde, büyük patlama deneyi için önemli bir adım daha atıldı...

İsviçre’deki Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’ne ait tünele indirilen dev mıknatıslardan ilk kez proton akışı sağlandı...

Büyük hadron çarpıştırıcısı adlı parçacık hızlandırıcıda protonlar, tünelin çevresine yerleştirilen süper iletken mıknatıs parçaları tarafından yönlendirildi...

Böylece zıt yönlerde dönen iki proton ışını üretildi...

Senkronizasyon testi adı verilen test iki gün sürdü... 

* * * 

Avrupa Nükleer Araştırma Merkezi’nin yürüttüğü gelmiş geçmiş en büyük fizik deneyi ise 10 Eylül’de start alacak.

Deneyde, büyük patlama sonrası evrende oluşan koşullar yeniden yaratılacak.

Bir sonraki aşamada ise, proton ışınlarının belli noktalardan geçerek büyük bir kuvvetle birbiriyle çarpıştırılması planlanıyor.

Bilim dünyası, çarpışmalar sonunda şimdiye kadar keşfedilmemiş yeni parçacıkların açığa çıkmasını bekliyor. 

* * * 

Büyük patlama ‘Big bang’ deneyine...

Birkaç hafta kaldı...

Ağustos bitiyor...

‘Big Bang’ deneyine biraz daha yaklaştık...

Dünya kainatı çözmeye uğraşıyor.

Önceden söylediğimi tekrarlıyorum:

Dikkat edin, önümüzdeki ay kainatın kapısı açılabilir.

Ve Allah muhafaza Dan Brown kehaneti gerçekleşebilir.

Açılan kapıdan giremeden umarım gümbürdemeyiz...


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.