Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > İzlanda nerede?

İzlanda nerede?

 

20 Eylül cumartesi Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ABD ziyaretini izlemek için Ankara’da Ana uçağına bindiğimde, yakıt almak için İzlanda’ya ineceğimizden haberim yoktu...


Gezinin ertesinde, İzlanda’nın neredeyse şu günlerin en popüler ülkesi haline geleceğini de tasavvur etmek, ‘küre okuyucusu’ káhinlerin de isabetle öngörebileceği bir şey değildi...

Uçak havalandıktan epey sonra Reykjavik’e ineceğimizi öğrendim...

Ama İzlanda’ya ulaşmak, kutuplara ulaşmak demekti...

Kuzey’e doğru altı saat boyunca uçup durduk...

* * *

İzlanda...

Atlas Okyanusu’nun kuzeyinde Grönland’ın güneydoğusu ile Norveç ve Britanya Adaları’nın arasında yer alan bir ada... ***

İstatistiklere göre İzlanda’da, nüfusun yüzde 80’i şehirlerde, diğer kısmı köylerde yaşıyor. Uçaktan tüm adaya baktığınızda ‘köy, kent’ ayrımı yapmak için epeyce mahir olmak gerektiği gibi bir duyguya kapılıyorsunuz...

Resmi kaynaklar ‘topraklarının büyük bölümünün tarıma elverişsiz olduğunu’ yazıyor... Doğrusu aynı uçak yolcusu bu ibareyi de aşırı kibar bulabilir... Taşlı topraklı bir ada olduğu fikrine ise kapılıp gideceğinden şüphem yok...

Ama İzlanda’da hayvancılık, ülkedeki önemli geçim kaynaklarından.

‘Ne hayvanı?’ diye sormayın...

Ülkede yılda yaklaşık olarak 1,5 milyon ton balık tutuluyor.

* * *

‘Yanıyor, batıyor’ sandığımız ABD’yi gözleyelim derken...

Cumburlop yuvarlanan ‘ara durak’ yaptığımız İzlanda oldu...

Okumalarımızı ve bilgilerimizi başa aldık...

‘Nüfusun yüzde 3’ü turizm, yüzde 8’i tarım, yüzde 14’ü endüstri, yüzde 75’i hizmet sektöründe çalışıyor.’

‘Gayri safi yurtiçi hásılası 19 milyar dolar olan ülkenin ödemesi gereken borçları ise 138 milyar dolar düzeyinde.’

Bu ne demek?

Bu İzlanda’nın borçlu olduğu her 7 dolar karşılığında sadece 1 dolar üretiyor olması demek...

Nasıl?

Bankacılık nedeniyle...

* * *

İzlanda ekonomisi gerçekten de geleneksel olarak balıkçılığa dayanıyordu.

Ancak 1990’larda bankacılık sektörü patlama yaptı.

Bankalar iddialı programlarla faaliyetlerini hızla yurtdışına genişlettiler ve büyüklükleri gayri safi milli hásılayı kat be kat aştı.

Yıllar yılı mali kurumlar ülke dışından büyük miktarlarda borç aldılar.

Faizlerin neredeyse sıfır olduğu Japonya’dan giren paralar çok daha yüksek faizlerle Kuzey Avrupa’nın dört bir yanına borç verildi.

Bu iş modeli, nakit para bulmanın kolay ve ucuz olduğu dönemlerde kazançlıydı.

Şimdilerde ise ‘iyi vakit geçirdik, büyük bir parti verdik ve çok sarhoş olup sağlığımızı bozduk’ diyorlar...

* * *

Bana fazla ‘depresif’ görünen...

Hatta kanlı, canlı, günlük güneşlik ülkelerde uzun süre vakit geçirip de bu yöreleri tekrar özleyen İzlandalı olup olmadığını merak ederek İzlanda’ya, daha doğrusu Reykjavik’e indik...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül toplam kontenjanı on altı kişilik VIP salonuna gitti...

Bizler, ana hammaddesi tahta olan Baltık ülkesi estetiğiyle tesis edilmiş olan Reykjavik havaalanını turlamaya başladık...

Tiryakiler, binanın bir yerinde ‘tecrit kampı’ gibi oluşturulmuş olan ‘sigara içme’ yerine doluştu...

Biraz daha oyalandık...

Self servis kahveler içtik...

Sonra yeniden uçağa doluşup, altı saat daha sürecek New-York uçuşuna başladık...

* * *

Ne ki...

Havalandıktan bir süre sonra Gröndland üzerindeydik...

Uçakta bir telaş oldu...

Çünkü duyarlı çevreci arkadaşlar Gröndland’ın da erimekte olduğunu bu kez bizzat gözlemleyip, heyecanlandılar...

Hatta bunu uçağın burnunda seyahat eden Cumhurbaşkanımızın da görmesini çok arzuladılar...

Yani ‘küresel ısınma’ hikáye değildi...

* * *

Nitekim...

ABD’ye ulaştık, uzun geziyi tamamladık ve geri döndük...

Ve sigara içimliğine uğradığımız İzlanda’nın tek derdinin küresel kriz değil, küresel ısınma da olduğu anlaşıldı...

Televizyon izlerken, İzlanda’daki buzulların gelecek yüzyılda yok olacağını duydum...

İzlanda hükümeti tarafından oluşturulan komitenin raporuna göre gelecek yüzyılda İzlanda’daki tüm buzullar yok olacaktı...

* * *

İzlanda’ya kısa bir iniş kalkış...

Reykjavik havaalanında kahve...

Bunun ABD gezisi arkasından kocaman bir Kanatlı Karınca yazısı olacağını, yetersiz malzeme nedeniyle pek de tasarlamamıştım doğrusu...

Hálbuki eriyen buzul ve ekonomisi nedeniyle tüm çağ krizle küçücük o adaya toplanmış gibi...

Malzemenin anası oradaymış da, biz haberdar olup durumu koklayamamışız...


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.