Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Atatürk kaçıncı cumhuriyetçiydi?

Atatürk kaçıncı cumhuriyetçiydi?

 

Okuyunca gülümsedim...Ve ‘ikincicumhuriyet.org’ sitesine yollandım...

Şunlar yazılıydı:

‘1923 Cumhuriyeti’nin demokratik ve çoğulcu bir niteliği bulunmadığı, egemenliğin halka değil bürokrasiye ve orduya ait olduğu, devletçi ekonomik anlayışın bir ‘soygun sistemi’ne dönüştüğü tespitlerinden hareketle ortaya atılan, cumhuriyetin demokratikleşmesi ve siyasal sistemin yeniden yapılanması amacı, İkinci Cumhuriyet’in kurulması olarak nitelendi.

Atatürkçü/Kemalist aydınlar ise, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundaki modern, laik, anti-emperyalist karakterini yozlaştırmaya dönük bir girişim saydıkları ‘İkinci Cumhuriyetçiliğe’ büyük tepki gösterdiler.’ 

* * *

Son paragrafın ise altını kalın kalın çizdim...

Yıllardır, ‘Kemalist bir cumhuriyet’ten demokratik bir cumhuriyet geçiş talebine’ insanlar neden tepki verir anlamam... ***

Nihayetinde istenen ‘Tek parti anlayışı yerine AB standartlarında bir demokrasi’...

Faşizmden yana değilsen, böyle bir talebe karşı durmanın ne anlamı olabilir ki?

Neyse...

Gülümsemem ona değildi...

Beni tebessüm ettiren Atatürk’ün de ‘numaralı’ cumhuriyetçi olmasıydı...

Üstelik Osmanlı İmparatorluğu’nun bir subayı ola ola...

* * *

Gelin, soru ve cevapları beraberce okuyalım:

Soru - ‘Atatürk daha jakoben ve katı laik olan Fransız sistemini mi istiyordu?’


Cevap - ‘Evet. Ben daha doğrusunu söyleyeyim size. Cumhuriyet Türkiyesi, Fransa’daki Üçüncü Cumhuriyet’in bir tür replikasıdır. Cumhuriyet Türkiyesi’nin düşünce dağarcığı tamamen Üçüncü Cumhuriyet’tir. Ayrıca Fransa’nın Üçüncü Cumhuriyeti’nin radikal partisiyle Cumhuriyet Halk Partisi arasında çok yakın bir bağ vardır. Bu nedenle bizim laikliğimiz de Üçüncü Cumhuriyet’ten gelmiştir.’

Soru - ‘Fransa’nın Üçüncü Cumhuriyeti’ni mi kurduk biz Türkiye’de?’


Cevap - ‘Bir anlamda öyle. Cumhuriyet’in sosyologu Ziya Gökalp’in düşüncelerinin temelinde de Üçüncü Cumhuriyet’in sosyologu Durkheim vardır. Durkheim’ın düşüncesi, bizim ulus-devlet inşamızda çok önemli rol oynadı. Türkiye ekonomisinde devletçiliği inşa eden de gene Charles Gide’dir. Bunların fikirlerini aldık biz. Bakın... Şurada Atatürk’ün okuduğu 24 cilt kitap var. Önemli bir kısmı Üçüncü Cumhuriyet dönemine ait. Bunları okuyor Atatürk.’

Soru - ‘İngiltere’nin sisteminin temeli demokrasiyken, Fransız sisteminde laiklik demokrasiden önce geliyor. Kázım Karabekirler, Rauf Orbaylar aslında Atatürk’ü Fransız tipi katı laikliği tercih etmekle, demokrasiye öncelik vermemekle ve tek adam sistemine yönelmekle eleştirmediler mi?’


Cevap - ‘Tabii. Onlar Atatürk’ü hilafeti ilga ettiği için eleştirmiyorlardı. Onlar son kertede Atatürk’ü kendi iktidarını kurmakla, başkalarına yeterince danışmamakla eleştiriyorlardı. Atatürk ise, din, kitleleri mobilize edebilir düşüncesiyle Terakki Perver Fırka’ya izin vermedi. Rasyonel yurttaş kimliğinin oluşmadığı bir ortamda insanlar inançlarıyla hareket ederler varsayımıyla hareket etti.’

Soru - ‘Atatürk’ün kendisi de ‘ben maalesef diktatörlük kurdum’ demedi mi?’


Cevap - ‘Evet, kendisi de söylüyor. Atatürk dönemindeki yapı otoriter bir yapıdır. Üçüncü Cumhuriyet diyordum ya... Bu insanlar aslında cumhuriyetçi. Demokrat damarları da var ama, cumhuriyetle demokrasiyi bir arada yürütemeyeceklerini gördükleri an, demokrasiyi değil, cumhuriyeti tercih ettiler.’

Soru - ‘Atatürk Üçüncü Cumhuriyetçi mi aslında?’


Cevap - ‘Evet, tamamen ‘Üçüncü Cumhuriyetçi’dir.’

* * *

Soruları kim soruyor?

Taraf gazetesinden Neşe Düzel...

Peki, cevaplar kimin?

Boğaziçi Üniversitesi Atatürk Enstitüsü’nün kurucu başkanı Prof. Dr. Zafer Toprak’ın...

Yani bir Atatürkçünün...

Yani bir Kemalistin...

* * *

Peki, siyaset bilimci, bir başka akademisyen, Prof. Dr. Ayşe Kadıoğlu ne diyor?

‘Kanımca Türkiye Cumhuriyeti, eğer Fransa’daki cumhuriyet dönemlerine atıfla dile getirilirse, sürekli bir ‘Üçüncü Cumhuriyet’ sendromu yaşamaktadır.

Türkiye’de siyasal kimlikler bir cemaat olgusu çerçevesinde tanımlanmaktadır. Yani eğer siz bir siyasal konumu eleştiriyorsanız, mutlaka kendinizi onun karşısında tanımlamış olursunuz. Dolayısıyla ya Dreyfus yanlısı ya Dreyfus karşıtı misali, ya Doğucusunuzdur ya Batıcı, ya sağcısınızdır ya solcu, ya laikçisinizdir ya İslamcı gibi... Bu ortamda ille de mevcut takımlardan birini tutmak zorundasınızdır.

Böylece, kendini farklı kimliklerin eklemlenmesinden kurtaran siyasal alan, rakipler yerine birbirini her an yok etmeye hazır düşmanların ve fundamentalist düşüncelerin çarpışmasına sahne olur.’

* * *

Belki de, Kemalistler, Osmanlı İmparatorluğu’nun bir subayı olduğu halde Fransa’daki ‘Üçüncü Cumhuriyet’in peşinde koşan Atatürk’ün öleli 70 yıl olduğu halde kurduğu ‘otoriter cumhuriyete’ çok bağlılar ama o bağlılıklarına ters orantılı olarak da ‘demokratik bir cumhuriyet’ talebi olan ‘İkinci Cumhuriyet’e muhalif hatta düşmanlar...

Gülümsemez misiniz?

Bırakın gülümsemeyi çok çok garipsemez misiniz?


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.