Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Rahat bırakın Çingeneleri...

Rahat bırakın Çingeneleri...  

 

GelecYaklaşık iki hafta önce 600 Neo-nazi Çingenelerin yaşadığı Janov bölgesine girmeye yeltendi.

Biz fark etmedik...

Türban, çarşaf...

Alevi açılımı...

Kürt sorunu filan tartışıyorduk...

Cop, yanıcı madde ve hatta ateşli silahlar taşıyorlardı.

Aşırı sağcı İşçi Partisi’nin bu güruhu teşvik ettiği söylendi.

Katliam duyguları içinde yürüyüşe geçenleri bin polis güçlükle durdurdu.

* * *

Olayı daha endişe verici hale getiren ise o bölgede yaşayan ve Roman olmayan Çeklerin de Neo-nazilere destek vermesiydi.

Bölge halkı Çingenelere antipati beslediğini gizlemiyordu. ***

* * *

Janov’da uzun süredir Romanlarla Roman olmayanlar yan yana yaşıyor...

Ancak bu birlikte yaşadıkları anlamına gelmiyor.

İskan politikasındaki hatalar yüzünden binlerce Roman geçen yıllarda bu bölgeye sürülmüş...

Bu durum sosyal çatışmaları tırmandırmış...

Romanlar arasındaki bazı ‘çürük elmalar’ da bütün Romanlara karşı güvensizlik oluşmasına yol açmış...

Ve çoğu işsiz olan Çeklerde sosyal yardımlarla geçinen Romanlara karşı kıskançlık duygusu gelişmiş...

Romanlara yardım eden Caritas adlı kuruluştan bir yetkili Romanların çalışma hayatına kazandırılamadığını söylüyor.

Tarihler ise bu ırka yönelik kadim düşmanlığı bir iki cümleyle bir çırpıda açıklıyor:

‘Romanların göçebe yaşamları yerleşik toplumlarınkinden çok farklıdır. Bu yüzden çoğu zaman, yerel halk tarafından hırsızlık, büyücülük, çocuk kaçırma gibi eylemlerle suçlanmışlardır. 1554’te İngiltere’de Roman olduğu söylenen herhangi bir kişinin asılması işten bile değildi.’

* * *

İşin facia kısmına gelince...

Biz duymasak da...

Çek Cumhuriyet’indeki Roman aleyhtarları 17 Aralık’ta da yürüyüş yapmaya hazırlanıyorlar...

Çingeneler büyük korku içinde...

* * *

Çek faşistlerinin azgınlığı karşısında Çek Çingenelerin gözlerindeki derin endişeyi görür gibi oldum...

Ve Çingenelerin peşine düştüm...

Nereden gelmişlerdi?

Romanlar, Hindistan’ın Pencap-Sind nehir havzası boyunca Pakistan ve Afganistan’ın da içinde bulunduğu bölgelerden 1050 yılı civarında İran ve Anadolu üzerinden dünyaya yayılmış...

Yani Hint-Avrupa kökenli bir halk...

Peki, neden topraklarını terk etmişler?

Çeşitli teorilere rağmen Roman halkının vatanlarını neden terk etmek zorunda kaldıkları bugün de hala bilinmiyormuş...

İlk kez 1505’te İrlanda’da, 1514’te de İngiltere’de nüfus kayıtlarına geçmişler...

* * *

Bizim coğrafyadaki durumlarını da merak ettim...

Osmanlı İmparatorluğu’nda Rumeli topraklarında yaşayan Romanlar ayrı yönetim sayılmışlar...

Çingene Sancağı olarak adlandırılan bu yönetim biriminde, Romanların yönetsel, mali ve askeri işleri düzenlenirmiş...

Bugün ise Türkiye’de 750 bin dolayında Roman olduğu tahmin edilmekte...

Yoğun olarak yaşadıkları yerlerin başında da başta Edirne olmak üzere, Tekirdağ, Çanakkale, İzmir, İstanbul, Bursa, Adapazarı, İzmit geliyor...

Özellikle İstanbul’un Sulukule romanları meşhurdu. Ama şimdi ‘kentsel dönüşüm’ nedeniyle oralardan gidiyorlar ve çok sıkıntı içindeler...

* * *

Çingenelerle neden uğraşırlar ki...

Romanlar insanlık ailesinin ayrılmaz bir parçasını oluşturmuyorlar mı?

En gerçek ve doğru manasıyla Romanlar göçebe zanaatçı ataların çocukları değil mi?

Diğer toplumlar gibi hayvan sürülerine ve geniş topraklara sahip olmadıklarından göçebe zanaatçılıktan başka bir geçim imkanı bulamamışlar ve aslında Romanlar ile Roman olmayanları birbirinden ayıran yegane fark da bu değil mi?

* * *

Romanca’nın yazılı bir dil olmayışı yüzünden edebi yapıtları yok...

Ama sanırım buna ihtiyaçları da yok, çünkü yaşamları kendi başına bir edebi dil...

Sadece çiçek satarak yaşama kafa tutmalarından söz etmiyorum...

Gipsy Kings’ten söz ediyorum...

Goran Bregoviç’ten söz ediyorum...

Ünlü İspanyol gitaristlerden, flamenko dansçılarından söz ediyorum...

Ve bugünleri bırakıp, dünden, Safiye Ayla’dan söz ediyorum...

* * *

Çek faşistleri...

Neo-naziler...

Çiçek satan...

Şarkı söyleyen...

Ve dans eden bu korku içindeki insanları rahat bırakın... 

* * * 

Yazılı dilleri yok...

Yazı gibi dansları, yazı gibi müzikleri, yazı gibi çiçekleri var çünkü...


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.