Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Leylek aşkını nasıl anlatır?

Leylek aşkını nasıl anlatır? 

 

İçkinin fazla kaçırıldığı bir gecenin ardından bir aspirin, bolca su ya da muz işe yarar mı?

Eğer yaradığını düşünüyorsanız, yaramıyormuş...

ABD’deki Indiana Üniversitesi’nden bilim adamlarına göre, akşamdan kalmanın tedavisi diye bir şey söz konusu değilmiş...

Konuya ilişkin araştırmayı yürüten ekip, akşamdan kalmaya tedavi yöntemleri olarak internet üzerinde aspirinden muza, bolca suya kadar çeşitli önerilere rastlamış ancak yapılan deneyler sonucunda, bu yöntemlerden herhangi birinin akşamdan kalma halini giderdiği yönünde bilimsel bir kanıta ulaşılamamış... 

*** 

‘Geç saatte yemek yersem şişmanlarım’ diye düşünür müsünüz?

Çünkü uyku halindeyken vücudun yeterince kalori yakamadığına inanılmakta...

Ancak bu yönde de bilimsel bir kanıt bulunmuyormuş... 

* * * 

Şeker çocuklarda hiperaktiviteye yol açar mı?

Şeker düzeyi ve davranışlar arasındaki ilişkiyi irdeleyen en az 12 deneyde, şeker tüketiminin hiperaktiviteyi tırmandırdığı gibi bir sonuç gözlenmemiş...

* * *

Peki...

‘Isının en çok baş bölgesinden kaybedildiği, bu nedenle kışın şapka takmak gerektiği’ söylenir, buna inanır mısınız?

İnanıyorsanız, inanmayın...

Yapılan bir araştırmaya göre, baş bölgesinin vücudun diğer bölgelerinden daha çok ısı kaybettiği yönünde herhangi bir kanıt bulunamamış... 

* * * 

‘Soğuk kış aylarında daha çok depresyona girilip, intiharların sayısını arttığına’ ne diyorsunuz?

Doğrudur, diyorsanız yine yanılıyorsunuz...

Çünkü dünya genelinde intiharlar en çok ılıman aylarda tırmanışa geçiyor. 

* * * 

Sağlık efsanelerinin doğru olmadığını araştırmalara dayanarak çürütmeye kalkan kim?

British Medical Journal...

Dr. Rachel Vreeman ve Dr Aaron Carroll, ‘hekimlerin ve hekim olmayan kişilerin bedenlerimiz hakkında gerçek olmayan şeylere inandıklarını’ söylemekteler...

Ben, bunları aktaran BBC’nin yalancısıyım... 

* * * 

Benzer bir duruma da...

Deutche Welle’de rastladım...

Orada sağlık efsaneleri yalanlanmıyordu ama kimi söylemlerin kökenleri anlatılıyordu...

Örneğin...

‘Bebekleri leyleklerin getirdiği’ lafı nereden çıkmıştı?

İlgilenip okuyum derken, bir başka şehir efsanesine de orada rastladım...

Ve doğrusu en az sağlık efsaneleri kadar ilginçti...

Ama önce ‘bebekleri leylek getirir’ hikáyesine bakalım... 

* * * 

Bebeği leyleklerin getirdiği hikáyesinin kökeni Kuzey Avrupa’ya, İskandinavya’ya kadar gidiyormuş...

Göçmen kuşlardan olan leyleğin, yaşam tarzı ile insanların daima ilgisini çektiğini belirten uzmanlar; kuşlara göre uzun sayılabilecek 70 yıllık ömürlerinde, her sene aynı yuvaya dönmeleri, insanlara yakın olarak evlerin bacalarında yuva yapmaları, tek eşli yaşamları, yavrularını uzun süre itinayla beslemeleri ve genç leyleklerin ailenin yaşlı bireyleri ile ilgilenmeleri ve korumalarının insanlarda saygı uyandırdığını söylüyorlar...

Antik Roma devirlerinde insanlar, leyleklerin düşünceli, özverili yaşam tarzlarından etkilendiklerinden, küçüklerin yaşlı büyüklerini gözetmeleri konusunda çıkarılan yasalara ‘leyleklerin yasası’ adı veriliyormuş...

Benzer şekilde eski Yunan’da da leylek ismi ‘tabiattaki güçlü sevecenlik’ anlamında bir deyim olarak kullanılırmış...

Sonuç olarak, Anadolu’ya güneyden, Arabistan yönünden geldiği için ‘hacı leylek’ denen bu saygın kuş, yeni doğan bebeğin nasıl geldiğinin çocuklara en şirin şekilde açıklanabilmesi için anneler tarafından aracı olarak seçilmiş.

Hikáye, Hans Christian Andersen’in yazdığı masallar sayesinde ise dünyaya yayılmış... 

* * * 

Ve asıl ilgimi çeken noktaya gelince...

Leyleklerin ses telleri yeterince gelişmemiş olduğundan, eşlerini çekmek için gagalarını tıkırdatarak, kanatlarını açıp kaparlarmış...

Yani ‘leyleğin ömrü laklakla geçer’ ifadesi haksızmış...

Çünkü laklak denilen sesler aslında sevgi sözcükleriymiş... 

* * * 

Ama siz hala ‘beni leylek getirdi’ diye biliyorsanız...

Yahut...

‘Leyleğin ömrü laklakla geçer’ diyorsanız...

Soğukta şapka giymeyi de ihmal etmeyin...


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.