Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Yaşamın kızgın sıcaklığında eriyip gitmek...

Yaşamın kızgın sıcaklığında eriyip gitmek...  

 

Güney Fransa’yla, Venedik’e yerleşmiş cam ustaları, eritilmiş kumu üfleyerek büyülü şekiller yaratırlar.

Her üfleyiş bir başka sihre can verir sanki. Onları izlerken rengarenk bir cümbüşün içinde kalırsınız. 

* * * 

Yaşamın da, bir şekle girmek için ustaların nefesini bekleyen o eritilmiş kuma benzediğini düşünürüm zaman zaman. ***

Ama çoğumuz, o yaşama bir şekil verebilmek yerine onun kızgın sıcaklığı içinde eriyip gideriz.

Biz onu şekillendiremediğimiz için o bizi şekillendirir. Her yılbaşında da, geride bıraktığımız yılda yaşam ne şekle girdi, biz ne şekle girdik diye dönüp bir bakarız. 

* * * 

Yaşam karelerimizden birini öbür dünyaya götürecek olsaydınız hangisini seçerdiniz sorusunu, seyrettiğim bir filmde duymuştum.

İnsan kendi yaşamına, içinden en vazgeçilmez kareyi seçmek için bakınca, epeyce zorlanıyor. Belki de o soruya kadar hiç düşünmediği ‘Yaşamı nasıl şekillendirmek gerekir’ sorusunun karşısında şöyle bir duraklıyor. 

* * * 

Uzun yaşam filminden bir kare seçmek yerine; yaşamı, her anı seçilebilecek bir filme dönüştürmek...

Böyle bir hayali gerçekleştirmek mümkün mü acaba? Fantastik bir yaşamı olan Jorge Luis Borges ölmeden iki yıl önce yazdığı Anlar şiirinde;

‘Farkında mısınız bilmem?

Yaşam budur zaten.

Anlar, anlar sadece anlar

Siz de ‘anı’ yaşayın’ der... 

* * * 

Anlar şiirinde, olağanüstü bir yaşam serüveninin baş aktörü olmasına rağmen, yeniden hayata başlayabilmesi halinde ‘daha çok hata’ yapacağını anlatır...

Kusursuz olmaya çalışmayacağını söyler...

‘İlkinde olmadığı kadar neşeli olacağını’ haber verir...

Daha çok riske girmek istediğini belirtir. Sonra şöyle devam eder:

‘Yolculuk ederdim daha fazla

Daha çok gün doğumu izler,

Daha çok dağa tırmanır,

Daha çok denizde yüzerdim.

Görmediğim birçok yere giderdim

Dondurma yerdim doyasıya

Ve daha az bezelye

Gerçek sorunlarım olurdu,

Hayali olanların yerine.’ 

* * * 

Yaşamın her anını unutulmaz kılmak... Yaşamın her anını bereketli kılmak... Daha çok gün doğumu izlemek... Şemsiyesiz yaşamak... 

* * * 

Borges’in 85 yaşında yazdığı şiiri biz kendi yaşamımız için yazmayı deneseydik...

Martılar ve dolunayın içinde çok daha fazla yer aldığı bir resim çizer miydik acaba? Boğaz kıyılarında, lokantalardan projektörlerin aydınlattığı sulara atılan ekmekleri ışıktan hayaller gibi çığlık çığlığa kapışan martılar bizi başka yaşamların kenarlarına taşır mıydı?

Taa Boston kıyılarından Brezilya kıyılarına kadar yayılarak martıların içinde en farklı olanları, ‘gülen martıları’ izlemek, bizi yeni hayallere, yaşamı yeniden şekillendirme arzularına sürükler miydi?

Yoksa martılar yalnızca ‘beyaz kuşlar’ olarak mı görünürdü bize? 

* * * 

Dolunaylardan birinde kendi kahkahalarını atan martıları izlemek... Yaşamın her ayrıntısında yeni şekiller görmek...

Yaşamı erimiş kum gibi yeniden şekillendirmek... Venedik sahillerindeki cam ustaları gibi hayatı rengárenk biçimlere sokmak... Her ana başka bir sihirle can vermek...

* * *

Yaşamı, her anını öbür dünyaya götürmek istediğimiz eğlenceli bir maceraya çevirmek.

Ve bunun için ihtiyar Borges’le ışıktan hayaller gibi uçuşan martılardan yardım almak.

Bu, herhalde keyifli bir yaşam biçimi olurdu.

Tüm okurların yeni yılını bir kez daha kutlarken, hepsine böyle bir yaşam diliyorum.


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.