Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Keme seks mi kokar?

Keme seks mi kokar?  

Telefonum çaldı... Muhatabım Almanya’dan arıyor ve İngilizce konuşuyordu...

Konuşmanın akışı sırasında da ara sıra ‘keme’ kelimesini telaffuz ediyordu...

Bazen de Gaziantep’in adı geçiyordu...

Meseleyi çözmek biraz zaman aldı...

* * *

Arayan Wiltrud Kremer Alman Devlet Radyosu’nda çalışıyor ve Gaziantep’teki ‘keme mantarı’ üzerine bir program hazırlıyordu...

Referans olarak bana müracaat etmesi, beni hem şaşırttı, hem de gizli gizli sevindirdi... ***

Şaşırdım çünkü ‘keme uzmanı’ olmaktan çok uzaktım...

Sevindim, çünkü epey önceleri keme mantarı üzerine bir iki yazmış olmam sanal alemin boşluklarında kaybolmamış, keme mantarı peşine düşen özenli ve dikkatli bir gazeteci, beni bulmuştu...

* * *

Keme ile ilişkim epey gerilere dayanıyor...

İyice açılıp saçılan bir yaz günü öğle sonrasında sığındığım bir serinlikte garsona zaman ve zemine uygun neler yiyebileceğimizi danışırken, yılın bazı dönemlerinde, çok kısa bir süre belirip sonra kaybolan bir yemeğin adını duyduğumu sandım:

Keme kebabı...

Keme kebabı lafını duyar gibi oldum ama ben, malta erikli sarımsak kebabı yedim.

* * *

Aynen evren gibi insan beyninin de nasıl çalıştığı bilinmiyor. Zaten evren ve insan beyninin sırları sanki birbirine bağlı gibi... Birisi çözülürse, diğeri de bilinecek gibi geliyor bana.

Beyin çözülür mü, çözülmez mi bilebilmek çok kolay değil ama çalışmasının garipliği bizleri hayrete düşürmeye devam ediyor... Benim duyar duymaz unuttuğum ‘keme’ kelimesi, beynimin işgüzarlığı olarak birkaç gün sonra yeniden dilime takıldı... Keme, acaba öğrencilik yıllarımda kendisine bir servet ödenen ‘Truffe’ mantarı ile aynı şey miydi? Tabii bir de aklıma düşen vurgunu olduğum Truf’lu çikolatalar...

* * *

Keme ile Fransa’nın en zor temin edilen ve en pahalı mantarı Truffe üzerine araştırmamı derinleştirmek güdüsü beni ardına taktı... İlk işim Truffe’un doğru Türkçe karşılığını bulmaya girişmek oldu... Truffe’un Türkçe karşılığında iki kelime yer alıyordu: ‘Domalan’ ve ‘yermantarı’...

Keme kelimesine rastlamamak beni biraz tutamaksız bırakır gibi oldu...

Ama yılmadım... Bu kez Türk Dil Kurumu’nun Türkçe sözlüğüne baktım...

Orada da başka bir sürpriz bekliyordu beni.

* * *

Ben itibarlı bir mantar bulacağımı sanırken, keme kelimesinin karşısında ‘büyük sıçan’ açıklamasını gördüm... Başka bir anlamı da yoktu...

Çaresiz kaldım ama pes etmedim.

Truffe kelimesinin Türkçe anlamlarına geri döndüm... Ansiklopedilerin içine girerek ‘yermantarı’na baktım... Ne yazık ki yoktu... Keme’ye baktım, karşılığında ‘domalan’ yazıyordu ama Truffe lafı yoktu.

* * *

Artık tek çare ‘domalan’ kelimesinden medet ummaktı... Ben de öyle yaptım...

Domalan’ın özelliklerini uzun uzun etüt ettim... Ama sorularıma cevap bulamadım... Bu keme, Fransa’daki Truffe’un tam karşılığı mı? Karşılığı ise orada aşırı pahalı olmasına rağmen, neden bizde kebaplara eşlik edecek kadar mütevazı? Bunlara cevap veremeyince, diğer sorular tıkandı...
* * *

İmdadıma...

Deniz Gürsoy’un Zengin Sofraların Lüks Tatları adlı kitabı yetişti...

Okumaya başladım. ‘İşte size bir gastronomi harikası daha. Çiçero bu mantar için ‘Yerin kızı’ demiş.

İngilizcede truffle diye geçiyor. Fransızcada ise la truffe. Türkçede yeraltı mantarı, domalan mantarı ya da yer mantarı da deniliyor, trüf mantarı da. Bu irili ufaklı top seklindeki mantar çeşitleri fındık, kayın, meşe, ıhlamur, söğüt ve kavak gibi geniş yapraklı ağaçların köklerine yakın durumda, toprağın 10-15 cm. altında yaşamlarını sürdürmekte... Bu mantarın bir çeşidi de Türkiye’de çıkıyor ve keme mantarı olarak biliniyor. Özellikle Gaziantep civarında ilkbahar yaz aylarında bulunabiliyor.
Trüf mantarı zaten tadından çok aroması için aranır. Kısacası seks kokar.’

* * *

Niye seks kokar, merak ettim. Galiba bunun dolaylı cevabı da ileri sayfalardaydı: ‘Domuzun nakliyesindeki zorluklar, dişinin, mantarın saldığı kokuyu erkek domuzun saldığı seks kokusu sanması, bulunan mantara ortak olduğu iddiasıyla bir kısmını mideye indirmesi ya da isteri krizine girerek ortalığı dağıtması çok sık olmuş ki bu yöntem gözden düşmüştür.

Sonunda domuzlar bu işi sonsuza kadar kaybetmişler, onların yerini şimdi eğitilmiş köpekler almış.’

* * *

Maceram orada da bitmedi...

Karaman’ın beldelerinden birinde belediye başkanlığı yapan Ahmet Başkan, epeyce bir süre hiç sektirmeden bana Keme mantarı göndermekle kalmadı, nasıl pişirileceğini de öğretti...

Ne ki epeydir sesi soluğu çıkmaz oldu...

* * *

Doğrusu gerisin geriye ‘keme’nin peşine düşüp, geçmiş maceralara yollanınca, bir ara tevazuyu bırakıp, Alman gazetecinin sanki doğru adreste olduğu kanaatine bile kapılır oldum...

Almanya’dan aranmam, ‘keme’nin benim için yeni bir anlamını daha yarattı, keme anılarım biraz daha zenginleşti...

Eğer ilgilenirseniz sizin de haberiniz olsun istedim...


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.