Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Asurlu büyük dedenizin kütüphanesi...

Asurlu büyük dedenizin kütüphanesi...  

Türkiye’de 1964 yılından bu yana her yıl Mart ayının son pazartesi günü başlayan hafta ‘Kütüphane Haftası’ olarak kutlanıyor.


Yarın, 45’inci ‘Kütüphane Haftası’ başlıyor.

* * *

Okula gidilen yıllar nüfusa eşit bölündüğü vakit her Türk vatandaşının ‘ilkokul üçten terk’ sayıldığı bir ülkede, ‘Kütüphane Haftası’, herhalde kutlanılan haftalar arasında doğuştan yetim ve öksüz kalanı olmalı...

Halbuki...

Kütüphane kavramının en eski karşılıklarından biri Asurca ve Akadca’dan gelmekte...

Onlar kütüphanelere ‘Girginakku’ derlermiş...

Asurlular... ***

İlkçağda, Ortadoğu’nun en büyük imparatorluklarından biri...

Bugünkü Irak’ın kuzey kesiminde ve Musul çevresinde kurulmuş. Daha sonra Osmanlı’nın olan topraklarda yani...

Ama kütüphaneciliğin Türkiye’deki durumu ile çağdaş dünyadaki konumunu karşılaştırınca, bizim büyük dedelerimiz Asurluları inkár ettiğimiz görülmekte...

* * *

Bugün yeryüzünde ‘kütüphaneler’ için kullanılan evrensel sözcükler ise Asurlulardan kalma değil...

Yunanlılarla Romalılardan insanlığa armağan...

Eski Yunanca Bibliotheke, ‘biblion’ ile ‘theke’nin bileşiminden doğmuş...

Biblion ya da bublion, o dönemdeki kitapların ana maddesi olan ‘papirüs tomarı’ için kullanılırmış...

Çünkü papirüs sapının özüne ‘bublos’ denirmiş.

Zamanla ‘bublos’ doğrudan kitap için kullanılır olmuş...

‘Theke’ ise ‘saklamak, depolamak, korumak’ demekmiş.

Biliyorsunuz, eski Yunan da, bizim şimdiki topraklarımızda yaşamıştı.

* * *

‘Libraria’ ise bizim şimdiki coğrafyamızın eski kiracılarından olan Romalılara ait...

Kitapları tanımlamak için kullanılan ‘liber’ kelimesi o çağda kitabın malzemesi olan ‘kayın ağacı’ anlamına geliyormuş.

Kayın ağacı tarih öncesi dönemlerde saygınlık simgesi sayılır, ağaç kabuğu ise en eski yazı malzemesi olarak kullanılırmış.

* * *

Türkçe’de kullandığımız ‘kütüphane’ ise Arapça ‘kitab’ ve Farsça ‘hane’ sözcüklerinden oluşuyor.

Arapçada kitabın çoğuluna ‘kütüb’ denmekte...

Kütüphane ise ‘kitaplar evi’... Başka bir deyişle ‘kitapların toplandığı’ yer...

* * *

Amerika, ‘başkalarının görüşlerine özgürce erişebilme ve kendi görüşlerini rahatça yayabilme’ imkánlarını yasal garanti altına alabilmek için 1986 yılında ‘bilgi edinme yasasını’ çıkarmış.

Her yılın 16 Mart günü de Amerika’da ‘Bilgi Edinme Özgürlüğü Günü’ olarak kutlanmaktaymış...

Gene Amerika, 1986 tarihli yasanın ardından, 1995 yılında da ‘Elektronik Bilgi Edinmeyi Geliştirme’ yasa tasarısı hazırlamış. Yasayla en ilgili kesim ise kütüphaneciler...

Nitekim Amerikan Kütüphane Derneği de bir komisyon kurup, ‘Bilgiye Özgürce ve Hakça Erişim’ konusunu inceleyerek, çok detaylı bir çalışma yapmış...

Çalışmada, ‘geleneksel ya da elektronik formatta bilgi kaynaklarına erişimi sınırlanan kimselerin, gerçek anlamda modern demokratik topluma ve serbest pazar ekonomisine tam ve etkin olarak katılım fırsatının ellerinden alındığı da’ belirtilmiş.

* * *

Kütüphaneler...

‘Bilgi Edinme Özgürlüğü’nün sere serpe kullanılarak topluma yayıldığı mekánlar...

Çağdaş toplumların üzerine titrediği kurumlar...

Bizde ise düşünmek, yazı yazmak, kitap yayınlamak devlet tarafından lanetlenmek ile neredeyse eş anlamlı...

Yaşadığımız çağ ile aramızdaki farkların böylesine açıldığı bir dönemde, darbe mantığının meşrulaştığı Türkiye’de yaşıyoruz.

Kütüphanelerini geliştirmeyen bir toplumun var olma şansı ne kadar ki?

* * *

Üzülerek anlıyoruz ki...

Bu ülkede ömrümüz yanlış tartışmalarla geçiyor.

Üstelik...

Asurlular...

Yunanlılar...

Romalılar...

Hepsinin uygarlık tarihine olan katkıları bugün bizim mülkiyetimizde olan topraklarda dolaşmış...

Ama biz bunlardan ne kadar nasiplenmişiz?

Türkiye ‘bilgisayar çağının’ olmazsa olmaz koşulu olan ‘ulusal bilgi alt yapısını’ ne kadar geliştirmiş durumda, ‘bilginin çoğalmasını sağlayacak olan bilgi edinme özgürlüğü’ bizde nasıl, yeryüzünde nasıl?

Asurlu büyük dedelerimizin, eğer kalmışsa, kemikleri sızlıyordur...

Kütüphane kelimesinin Asurca dilinde doğmuş olmasına rağmen bizim Kütüphane Haftası’nı ancak 45 yıldır kutluyor olmamız, Asurlu büyük dedelerimizi zaten inkár ettiğimizi göstermeye yetiyor ama neyse...


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.