Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca > Obama Kripton’dan mı geldi?

Obama Kripton’dan mı geldi?  

Sanki birisi bana tam tamına on iki yıl öncesinden...Bir top attı...

* * *

Top attı diyorum...

Bu yazı öncesinde, yabancı gazetelerde, hiçbir Türk yayın organında görmediğim bir habere rastladım...

Haberin başlığı şöyleydi:

‘Obama Christopher Reeve yasasını imzaladı...’***

Başkan Barack Obama, adını Süpermen filmlerinin aktörü Christopher Reeve’den alan ve felç araştırmaları ile rehabilitasyonunu destekleyen kanunu imzalamıştı...

Yasa, ‘Bakir Arazilerin Korunması’ adlı yasayla birlikte anılıyordu...

Çünkü...

15 Ocak’ta Senato’dan, 25 Mart’ta da Temsilciler Meclisi’nden geçen kanunun XIV. Başlığı, ‘Christopher ve Dana Reeve Felç Yasası’nı içeriyor.

Hatırlanacağı üzere Christopher Reeve, 1995’te Virginia’da bir attan düşerek felç olduktan sonra yaşamının son dönemlerinde embriyonik kök hücre araştırmalarının bir savunucusu haline gelmişti. 2004’te de kalp yetmezliğinden vefat etti.

Yasanın imzalanma törenine ise oğlu Matthew Reeve katıldı.

* * *

Bana doğru atılan ‘zaman topuna’ gelince...

Tam on iki yıl önce bugün...

‘Lanetli Kripton...’ başlıklı yazımda, Christopher Reeve benim konuğumdu...

Ve şöyle yazıyordum:

‘Aylardan ‘Haziran’, yıllardan ‘1938’miş... İlk doğumu bir çizgi roman dergisine olmuş...

Ardından bir gazetede görünmüş...

Çizeri Joe Shuster, yazarı Jerry Siegel...

* * *

Süpermen daha bebekken ‘Lanetli Kripton’ gezegeninden dünyaya gönderilir. ABD’nin orta sınıf bir ailesi olan Martha ve Jonathan Kent tarafından bulunur. Kendisine Clark adı verilir. Onu bu yeni dünyalı ailesi büyütür.

Çocuk yaşta farkına vardığı ‘gizli yetenekleri’ vardır. Bunlar zamanla gelişir. Büyüdüğünde uçabilen, X ışınlarıyla uzakları görebilen, sınırsız güce sahip biri haline gelir. Bunlar Süpermen’in ‘alter egosunu’ yani ‘öbür benliğini’ oluşturur...

* * *

Bir de ‘ölümlüler’ gibi yaşayan bir Clark Kent vardır... Metropolis’teki Daily Planet gazetesinde muhabirdir. Birlikte çalıştığı Lois Lane’e áşıktır. Ama kız ona yüz vermez.

Lois Lane, Clark Kent’e yüz vermez ama Süpermen’e hayrandır. Onun suçlularla savaşmasına, köklü cesaretine tutkundur.

* * *

Süpermen, çizgi roman dergileriyle, gazetelerle, radyolarla gittikçe yayılan bir üne sahip oldu.

Çizgi film haline geldiğinde ise bütün çocukları etkiledi.

Ardından sinemaya uyarlandı.

* * *

Dün bir gazetenin arka sayfasında Jüpiter’in uydusu ‘Europa’ manşetti.

‘Europa’da denize rastlanmıştı. Gökteki bu okyanus oralarda hayat olacağına dair inancı pekiştirmekteydi.

Uzayı incelemek üzere fırlatılan Galileo uzay aracının çektiği fotoğraflar, Jüpiter’in gezegeninin buzlu yüzeyinin altında bir okyanus olduğunu kanıtlıyordu. Bilim adamları ise suyun olduğu yerde hayatın da olabileceğini söylüyorlardı.

* * *

Biz Europa’yla ilgilenirken yerküremiz de ‘güneşten kopup bize doğru ilerleyen dev ateş topunun’ tehdidi altındaydı.

Neyse ki ateş topu ‘manyetestos’ tabakasına takılıp kaldı. Ama gene de güneşte meydana gelen bu patlamanın yaklaşık 24 saat sürecek bir manyetik fırtınaya sebep olabileceği, uyduları ve haberleşmeyi etkileyebileceği söyleniyor.

1938 yılında ‘gezegenlerde yaşam’ yaklaşımı ‘bilim kurgu’ anlayışını temsil ediyordu.

Bugün ise Galileo aracı, uzayı didik didik araştırıyor. Jüpiter’in uydularında fink atıyor.

İnsanoğlunun doğaya karşı mücadelesinde tahminlerin ötesinde güçlendiği, egemenliğini iyice artırdığı ortada...

Dün hayal ötesi addedilenler bugün birer birer gerçekleşecek gibi...

* * *

İnsan ile doğa arasındaki tükenmeyecek olan savaşımın gizli ve uğursuz bir kefareti var sanki...

O kefaretin ağır bir bölümünü ise, Süpermen’i filmlerde canlandıran ünlü yıldız Christopher Reeve ödemekte...

Kripton gezegeninden gelen çocuğu oynayan Reeve, 1995 yılında felç olmasına yol açan bir kazaya uğradı.

Son olarak da sabit bisikletinden tekerlekli sandalyesine geçirilirken düşürülmüş ve kolu kırılmış...

Önce acı hissetmemiş ama sonra kolu şişmeye başlamış. Ardından ise ameliyata karar verilmiş.

Gazeteler habere ‘Talihsiz Süpermen’ başlığı atmıştı.

* * *

Dün gazetenin arka sayfasında Jüpiter’in uydusundaki yaşam araştırmasını, güneşteki patlamayı, ‘Talihsiz Süpermen’ haberiyle birlikte görünce, doğanın çok hınzır ve insafsız bir yanının olduğunu düşündüm.

Joe Shuster ile Jerry Siegel’ın birlikte doğurdukları ve neredeyse altmışına merdiven dayamış olan Clark Kent’in hikáyesi, onun başka bir gezegenden gelmiş olması, artık çocukları fazlaca şaşırtmıyor.

Çünkü evren komşu kapısı oldu.

Şaşırtan yan, bir yanımızla uzayda dolaşırken, diğer yanımızla Süpermen’i oynayan Christopher Reeve’i tekerlekli sandalyeden kurtaramamamız, üstelik taşırken düşürüp kolunun kırılmasına yol açmamız...

* * *

İnsanlık Europa’da yeni bir hayat ararken, ‘Lanetli Kripton’un Süpermen’i dünyadaki yaşamında çile çekiyor.

Sanki birisi bizimle dalga geçiyor.


Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.