Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Akademik Yazılar > Vagon değiştiriyoruz

KAPİTALİZM NİTELİK DEĞİŞTİRİYOR

Vagon değiştiriyoruz

Dünyada ve Türkiye'de kapitalizm nitelik değiştirirken, işbölümü de değişiyor. Dünya sıralamasında önümüzde yer alanlar, elektronik ve otomotivi bize devrediyor, bizim de tekstili Çin gibi ülkelere bırakmamızı bekliyorlar

Türkiye başarıdan ziyade güvenceyi yeğler. Halbuki "kuantum düşünme modeli" de, şimdi çok tartışılan dalgalı kur da, muhtemel belirsizliklere açık bir ortamda "hedefe varmanın" önemini öne çıkarmakta...

Dövizin piyasada belirlendiği ve kurun siyasal otorite tarafından sübvanse edilmediği bir ekonomide, rekabetin nasıl yapılacağını tartışmak yerine, döviz paritesinin ne olması gerektiğini konuşuyoruz. Halbuki, 21 Şubat Krizi sonrasında, Kemal Derviş'in hazırladığı ve 14 Nisan 2001'de açıkladığı "Türkiye'nin Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı"na yeniden göz atmak, ayrıntıda kaybolmayı önlüyor: " 1- Ulaşmamız öngörülen hedeflere ulaşılması ve ekonominin yeniden yapılandırılması konusunda kesin bir siyasi taahhüdü ve desteği içermektedir. 2- Kamuda kaynak tahsisi sürecinde şeffaflık ve hesap verebilirliğin sağlanması, rasyonel olmayan müdahalelerin bir daha geri dönüş olmayacak şekilde önlenmesi, iyi yönetişimin güçlendirilmesi ve yolsuzlukla mücadele hedeflenmektedir. 3- Bütün bunlarla, fedakarlığın boşa gitmesinin önlenmesi ve piyasalarda güven ortamının sağlanması amaçlanmaktadır.

Yeni program bu temel ilkeler çerçevesinde; 1- Dalgalı kur sistemi içinde enflasyonla mücadeleyi kesintisiz ve kararlı bir biçimde sürdürmeyi, 2- Bankacılık sektöründe kamu ve TMSF bünyesindeki bankalar başta olmak üzere hızlı ve kapsamlı bir yeniden yapılandırmayı, böylece bankacılık kesimi ile reel sektör arasındaki sağlıklı bir ilişki kurmayı, 3- Toplumsal uzlaşmaya dayalı, fedakarlığın tüm kesimlerce adil biçimde paylaşılmasını öngören ve enflasyon hedefleri ile uyumlu bir gelirler politikasını sürdürmeyi ve 4- Bütün bunları etkinlik, esneklik, şeffaflık ile sağlayacak yapısal unsurların yasal altyapısını oluşturmayı; kendisine alt hedefler olarak seçmiştir."

Dünya işbölümüne bakmadan bunu bütünlüklü bir biçimde algılayamayız. Çünkü, neyin nerede, ne kadar ve hangi teknoloji ile üretileceğini dünya iş bölümü belirler. Bunu daha anlaşılır hale getirirsek, teknolojide ve üretimde bir üst aşamaya ulaşan, eski üretimini bir alttakine devreder. Kum örneğinden hareket edelim.. Kumdan minnacık kısa devreler üreterek bilgisayar yapan bir toplum, bu yeni ürününü satacağı bir alttaki toplumlara kumdan cam yapmayı devreder. Kademeli bir zenginleşme, yeni teknolojilere de sürekli talep oluşturur. İhracata ve ithalata destek vermeden ayakta durmayı öngören dalgalı kur rejimi, tekstilcileri rahatsız etti. Buna karşın elektronik ve otomotivde sıkıntı yaratmadı. Gümrük Birliği'ne en sıkı muhalif olarak ortaya çıkan otomotiv sektörü, zaman içinde yapısal uyum sağladı. Ağustos 2003 itibariyle tüm motorlu araçların üretimi bir yıl içinde yüzde 57 arttı. Binek otomobillerinin artışı ise yüzde 77. İçerideki ithal otomobillerinin payı yüzde 67'ye yükselmişken bu başarı sağlandı. İçeride rekabetten çekinmeyen otomotiv, ürettiklerini dışarıya satıyor. Beş milyar dolarlık bir ihracat söz konusu...

Dünyada ve Türkiye'de kapitalizm nitelik değiştirirken, iş bölümü de değişiyor. Dünya sıralamasında bizim hemen önümüzdeki kümede yer alanlar, elektronik ve otomotivi bize devrediyor, bizim de tekstili Çin gibi ülkelere bırakmamızı bekliyorlar. Dizinin başından beri özetlemeye çalıştığımız değişim süreci, işte bu yeni görevi bizim zorlanmadan üstlenmemize yaradı.

Papatya falı

Bir sonraki hamleyi görmek, hangi sektörlerin gidip hangilerinin kalacağını tespit etmek için, mevcut teorik araçlardan yararlanmak mümkün. Sizin geliriniz birkaç misli artarsa, hangi tüketiminiz artar, hangileri az artar, hangileri sabit kalır? Bu sorunun cevabı, önümüzü görmeye de yarar.

Mesela, basit bir örnekle söylersek, hızla zenginleşen biri, domates tüketimini belki daha nitelikli bir hale getirir ama üç misline çıkarmaz. Demek ki tarım sektör olarak şanslı değil. Ama hızla zenginleşme çok daha fazla gezme arzusunu da beraberinde getirecektir. Demek ki turizmin önü açık.

Bir başka tespit aracı, araştırma ve geliştirme harcamalarının izlenmesi...

Araştırma ve geliştirme harcamaları artan sektörler yarının sektörleridir...

Araştırma ve geliştirme harcamaları azalan ya da durağanlaşanlar ise yavaş yavaş gidicidir. Bir gazete dizisi çerçevesinde daha ince detaylara girme olanağı pek yok... Ancak, bir sonraki adımı, dünya iş bölümünü izleyerek daha rahat görebiliriz. Biz, tekstilden elektroniğe, otomotive geçtiğimiz için sevinmekteyiz... Ama bu resim de kalıcı değil. Bir zaman sonra, dünya iş bölümü açısından söylersek, bizim hemen önümüzdeki vagonun yolcuları üretimde ve teknolojide bir üst düzeye geçecek. Bizim de onu takip edecek dikkati ve izlemeyi gösterme zorunluluğumuz var.

TEKNİSYENLİK UFKU DARALTIR

Türkiye'de kamu kesiminin gerekli reformları yapmayıp, kapanmayan bir iştahla iç borç sarmalını tırmandırması, paradan para kazanma dönemini pekiştirdi.

Paradan para kazanma dönemi, günlük parasal okuma işlemlerini öne çıkardı. Döviz, faiz, repo tüm iktisat alanını kapladı. Daha geniş bir okumaya yer bırakmadı. Halbuki, Türkiye'nin bu sarmaldan kurtulması, büyük ölçüde de dünyayı okuması, gelen sinyalleri doğru algılaması ile mümkün. Dinamik bir süreç analizi, dünya kapitalizminin sermaye birikim modeli, dünya iş bölümündeki değişimler, gündemdeki çok eğreti yerini de hepten kaybetti. Günün önemini tabii ki yadsımaz dünyayı kavrayan bütünlü bir analiz ama yarının garanti altına alınması açısından gereklidir. Bu kadar güvenceye meraklı bir toplum, huzurlu olmak için günü atlatmak kadar, yarın ile de ilgilenmek durumunda değil midir?

Mehmet Altan, Sabah
23.10.2003

Konu ile ilgili sayfalar...
SERBEST PİYASA KENDİNİ SİYASETÇİLERE DAYATIYOR…...
TARIM POLİTİKALARINDA DEVRİM...
YENİ DÜNYA DÜZENİ ...
TÜRKİYE’ DE KAYNAK DENİZİ KURUDU...
YENİ DÜNYA DÜZENİ...
EKONOMİ VE DIŞ POLİTİKA...
BİNDE ÜDž...
BİLGİ TOPLUMU, TÜRKİYE VE YENİ PROJELER...
BİR YOL AYRIMI: PETROL YA DA ATOM…...
Bütün başlıklar için tıklayınız

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.