Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Akademik Yazılar > TARIM POLİTİKALARINDA DEVRİM

TARIM POLİTİKALARINDA DEVRİM

Tarım politikalarındaki devrim maalesef Türkiye'de değil.

Bizde bugünkü eyyamcı ve goygoycu si­yaset kurumu böyle kaldıkça pek devrim mev­rim olmaz.

Devrimi Avrupa Topluluğu (AT) yaptı. Halbuki, onlardan bin kez daha fazla bizim ihtiyacımız var.

Çünkü Türkiye "tarım politikalarını" düzelt­medikçe ne köylüsünü, ne de kendisini "mu­assır medeniyet seviyesine" ulaştıra­mayacak.

***

Avrupa Topluluğu'nun otuz yıllık “tarım politikası” aşağı yukarı bizimkine benzer bir şekilde işliyordu.

Her yıl "taban fiyatı" belirleniyordu. Fiyat o eşiğin altına düşerse, ürünleri ve stokları AT alıyordu. Ayrıca ihracat yapan köylülere de, "yerel fiyat" dünya pazarlarındakinden çok daha yüksek olduğu için aradaki "fark" 'AT tarafından veriliyordu.

Sonunda bu sistem iflas etti.

AT' nin elindeki tahıl üretim fazlası 26 mil­yon tona ulaştı. Üstelik, topluluğun bütçesinin yüzde 52' sini de "tarım" silip süpürme­ye başladı.

Destekleme alımları nedeniyle dünya piya­salarından kopuk "suni bir fiyat" yapısı oluştu.     

İşte "tarım devrimi" bu noktada gerçekleş­ti.

AT Tarım Bakanları beş günlük bir maraton çalışması sonunda, 21 Mayıs akşamı imzaladıkları bir anlaşmayla, "taban fiyatı" ile "destekleme alımlarına" son vermeyi karar­laştırdı.

***

İlk iş olarak, önümüzdeki yıldan başlaya­rak, 1996 yılına kadar tahıl, tereyağ ve et fiyatlarını kademeli olarak düşürecekler. Dün­ya fiyatları ile AT fiyatlarını yakınlaştırmayı amaçlıyorlar.

 

Bugün AT' deki tahıl fiyatları, dünya orta­lamasının neredeyse yüz dolar üzerinde... İkincisi, "üretimi kışkırtmaktan" vazgeçerek, mevcut üretim yapısını değiştirmeyi amaçlıyorlar.

 

Bugüne kadar ki "taban fiyatı" ve "destek­leme alımı" köylüleri aynı ürünü "daha fazla" üretmeye teşvik ediyordu.

***

Üreticinin kaybını kendisine ödenecek "doğrudan prim sistemi" ile telafi ediyor ye­ni sistem...

Ancak tek bir şart var, toprağını her yıl be­lirlenecek bir oranda "nadasa" bırakması. 1993 yılı için bu oran yüzde 15.

 

Yeni model, üretimini "kısanlara" yardım etmekte... Önceden "üretim fazlasını" da, bol

keseden karşılamaktaydı.      

 ***

AT' nin ABD' deki uygulamaya benzeyen yeni kararları, sadece üretimi azaltarak Avrupa köylüsünü talep olan değişik üretime yöneltmiyor.

Başka avantajlar da getiriyor.  

AT köylüsü arz ve talep e göre faaliyet göstereceğinden, topluluğa yük değil, destek olacak.

Sadece daha fazla üretmeyi düşünmeyecek. Daha "kaliteli" üretmeyi amaçlayacak.  

Verimlilik esas alınacak.  

Bundan böyle, tarım politikalarının temelini "tarlanın tümüne" göre yapılan hesaplamalar değil, "hektar" başına üretilen kalitesi, verimi, fiyatı temellendirecek.  

Tüm bu tedbirler, AT'nin dünya Piyasalarında rekabet imkanlarını geliştirecek.

***

Bu politik "devrim", bütün yetkililerin tek­rar tekrar söylediği gibi, köylülerin kayıpla­rının hepsini telafi etmeyi üstleniyor.

Üreticilerin kayıpların "doğrudan kendile­rine ödenecek primlerle" telafi edince bile, bir önceki destekleme ve taban fiyatlarına oranla "kayıplar" azalıyor.

Hem de tarım sektörü sağlığına kavuşma imkanlarına sahip oluyor.

***

Bizim yıllardır değiştirmeyi önerdiğimiz' “tarım politikalarında” devrimi Avrupa yapıverdi.

Halbuki aynı sorunların çok daha ağırı biz­de var.

Şimdi gene taban fiyatları dönemi geliyor.

Ekilebilir toprakların yüzde 5O 'sine buğday ekiyoruz. Halbuki mevcut stoklar dağ gibi….

Taban fiyatları dünya fiyatlarının iki misli…

Hem de buğday üreticisi yılda sadece 37 gün çalışmakta.

Biliyoruz, Süleyman Demirel "kentlerin" değil "kırların" politikacısıdır.

"Farklı" konuşacak ama,  babadan kalma usullerle hiç bir şey değiştirmeden "eskisi" gibi politika yapmaya devam edecek.

Bu yılda uluslararası piyasaları dikkate al­madan çok yüksek bir fiyat açıklayacak. Hem de peşin parayla.

Bu akılsız eyyamcılık yüzünden, köylü de fakirleyecek. Türkiye'de. Çünkü o stokları sonradan yakacağız, enflasyon da iyice aza­cak.

AT ile aramızdaki fark da, biraz daha artacak.

Bizde "ekonomik akıl" yerine "oy, avcılığı" Türkiye'yi yönettikçe, sefaletten kurtulamayacağımızı bıkmadan usanmadan yazmaya devam edeceğiz.

 

Türk Henkel Dergisi, Temmuz 1992

 

 

 

Konu ile ilgili sayfalar...
SERBEST PİYASA KENDİNİ SİYASETÇİLERE DAYATIYOR…...
YENİ DÜNYA DÜZENİ ...
TÜRKİYE’ DE KAYNAK DENİZİ KURUDU...
YENİ DÜNYA DÜZENİ...
EKONOMİ VE DIŞ POLİTİKA...
BİNDE ÜDž...
BİLGİ TOPLUMU, TÜRKİYE VE YENİ PROJELER...
BİR YOL AYRIMI: PETROL YA DA ATOM…...
Bütün başlıklar için tıklayınız

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.