Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Akademik Yazılar > SERBEST PİYASA KENDİNİ SİYASETÇİLERE DAYATIYOR…

SERBEST PİYASA KENDİNİ SİYASETÇİLERE DAYATIYOR…

DYP-SHP Koalisyonu'nun altıncı ayı geri­de kalırken, ülke ekonomisinin durumunun hiç de parlak olmadığı iyice anlaşılmaya baş­ladı.

Rant sağlamak için döviz ticareti yapanla­rın beklentileri kursaklarında kalacaktı.

Hiç de öyle olmadı.  ABD Doları ve diğer dö­vizler aldı başını gitti. Gidiyor da.

Faizler inecekti.

Olmadı. Onlarda ikişer üçer atlayarak tırmanıyor.

Enflasyon düşecekti.

Bu 'da pek gerçekleşmedi.

Yıllık enflasyonun her yıl düşüş  mevsimini yaşamaktayız. Pahalılığın, ilkbaharla bir­likte yeniden çok daha hızlı olarak fırlayaca­ğı söyleniyor. Üstelik bu kadar yoğun bir pa­ra basımının yapıldığı ülkede enflasyonun durması imkanı da yok.

Piyasa canlanacaktı.

Kıpırdamadı.

Borsa yükselecekti. Çöktü.

Tüm bu tablo, siyasetçiler arasında, daha doğrusu kabinedeki bakanlar arasındaki tar­tışmaları yüksek sesle ve kamuoyunda yapı­lır hale getirdi.

Geçtiğimiz ay ortalarında, gazetelerde "Tansu Çiller Patladı" türünden başlıklar okuduk.

Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı, eko­nominin düzelmesi için şu somut önerilerde bulunuyor:

1- Fonların bir miktarı derhal Hazine'ye aktarılsın.

2- Hızla özelleştirmeye gidilsin.

3- Vergi kaçağı önlensin. Vergide reform şart.

Çiller ekonomide "cesur kararlar" alınması gerektiğini de vurguluyor.

Kabinedeki bir bakanın bunları söylemesi, iktidarın söylenenleri yapmaya niyeti olmadığı anlamına geliyor.

Tansu Çiller düpedüz kendi hükümetinden yakınmakta…

Hükümetin ne özelleştirme, ne vergi refor­mu, ne fonları ortadan kaldırma gibi radikal önlemler almaya niyetli olmadığını zaten gö­rüyorduk.

Şimdi bunu Tansu Çiller de, "Ekonomiden Sorumlu Bakan" olarak tescil ediyor.

* * *

ANAP iktidarının son dönemlerinde de, radikal tedbirlere karşı hükümetlerin eğilimli ol­madığı ortaya çıkmıştı.

Gerçek bir serbest piyasa ekonomisine ge­çişte, “olmazsa olmaz” türünden kararlara ANAP hükümetleri yanaşmadı.

Devlet bankacılığı soygunlara açık tutuldu.

KİT’ lere dokunulmadı.

Seçim kazanmak için, tütün fiyatı 15 bin li­radan 30 bin liraya çıkarıldı.

Taban fiyatlarına inanılmaz zamlar yapıl­dı. Dünya fiyatları ile ilişkisi koparıldı.

O zaman da, aynı Tansu Çiller gibi, Işın Çe­lebi kalktı radikal önlemler alınması gereğini vurguladı.

Ne ki, bu köktenci kararlara hiç bir ANAP'lı yanaşmadı.

 * * *

Şimdi, iktidarların gerçek bir "serbest piyasa" uygulaması için acil ve köklü tedbirler almaktan başka çaresi kalmadığını görü­yorlar.

Serbest piyasa, ekonomi sıkıştıkça kendi­ni siyasetçilere dayatıyor.

Bunun en güzel örneklerinden biri, ANAP Lideri Mesut Yılmaz tarafından İzmir İktisat Kongresi'nde açıklanacağı söylenen "alter­natif program".

Mesut Yılmaz başbakan iken yapmaya ya­naşmadığını, şimdi muhalefete düşünce "alternatif”  olarak söyleyecek.

Bakın "alternatif program"da neler var?

- Popülist yaklaşımlardan vazgeçilmesi.

- Radikal bir vergi reformu.

- Hemen ve acil bir özelleştirme.

- Tarımın ne pahasına olursa olsun desteklenmesine son.

Görülüyor ki, politikacılar, yapmasalar da, gerçek bir "serbest piyasa" için gereken dev­rimci atılım yapılmadan ekonominin düze çık­mayacağını açıkça kabul ediyorlar.

Gerçekten de, Türkiye'nin rakamları, burada gözükara bir operasyonu gerekli kılıyor.

Yoksa toplumsal hastalıklardan kurtulma imkanı yok.

Bu göstergeleri kısaca yeniden hatırlatalım.

Turkiye'de 20 Milyon çalışan insan var. Nü­fusun yarısı.  Halbuki AT ülkelerindeki orta­lama köylü nüfusu yüzde 8.

Türkiye 60 milyon ama 5 milyonluk Avru­pa ülkeleri kadar üretmiyor.

Bizim ülkemizde ancak dört kişiden biri ver­gi veriyor. Bu ABD'de bizim 3,5 mislimiz.

Türkiye'de devletin ekonomideki payı yüz­de 50. AT ortalamasında ise yüzde 12.

Böyle bir tablonun düze çıkması, ancak ekonominin toplumsal bir dinamizme ulaşma­sı ile mümkün.

Bunun da tek reçetesi, tavizsiz bir "serbest piyasa ekonomisinin" gereksinimlerinin uy­gulanması.

Zaten hayatın çıkmazları da, politikacılara bunu dayatıyor.

Şimdilik söylüyorlar.

Bakalım ne zaman gerçekleştirmek zorun­da kalacaklar?

Türk Henkel Dergisi, Haziran 1992

Konu ile ilgili sayfalar...
TARIM POLİTİKALARINDA DEVRİM...
YENİ DÜNYA DÜZENİ ...
TÜRKİYE’ DE KAYNAK DENİZİ KURUDU...
YENİ DÜNYA DÜZENİ...
EKONOMİ VE DIŞ POLİTİKA...
BİNDE ÜDž...
BİLGİ TOPLUMU, TÜRKİYE VE YENİ PROJELER...
BİR YOL AYRIMI: PETROL YA DA ATOM…...
Bütün başlıklar için tıklayınız

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.