Site İçi Arama

KENT DİNDARLIĞI

İslamiyet hoşgörü ve iyilik telkin ederken, Şeyh Galib’den Taliban’a nasıl geldi? Kaybedilen bu düzlemin sebepleri tam olarak neler? Dindarlık kır ile kent arasında ne gibi değişikliklere uğradı? Halen uğramaya devam ediyor mu? Çağın gerektirdiği gibi bir Müslümanlık yaşamak mümkün mü? Değilse, neden mümkün değil? Bu ve bunun gibi mühim sorulara yanıt arıyor Mehmet Altan. Güncelliğini uzun zaman koruyacağa benziyor dindarlığın boyutları da...Devamı...


 

Süreli Yayınlar

 Prizma Yazıları Star Pazar Yazıları - Kanatlı Karınca
 Infomag Yazıları Bloomberg Businessweek Yazıları
 Sabah Gazetesi Yazıları Sabah Gazetesi-Pazar Yazıları
 Mehmet Altan-Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu  Türkiye'de İktidar Dergisi
 gazete360 Yazıları Özgür Düşünce Yazıları

 Süreli Yayınlar > Özgür Düşünce Yazıları > Hukuka sahip çıkmak...

Hukuka sahip çıkmak...

Cuma akşamı itibarıyla, Türkiye büyük bir bilinç sıçraması yaptı ve darbe girişimine karşı ‘demokratik direnç' hakkını kullandı.

Halk, meclis, siyasi partiler, medya, ilk kez bir darbe girişimini el ele engelledi.
Bu, bugüne kadar görülmemiş, umut verici ve yeni bir gelişme olarak toplumun kazanç hanesine yazıldı.
* * *
Bu yeni ve taze bilincin ‘demokratik rejime her türlü başkaldırıyı' kapsar bir şekilde olgunlaşması ve derinleşmesi gerekiyor.
Yoksa hukuku ve demokrasiyi savunurken bir başka hukuksuzluğun içine yuvarlanma tehlikesiyle karşılaşabiliriz.
Daha şimdiden darbe direncinin, provokatörler, algı operatörleri ve kendini bilmez şuursuz ufak bir kesim tarafından cadı avına dönüştürülmek istendiğini görüyoruz.
Bu tür provokasyonlar, istikrarsızlıkların ivmesini hızlandıran, ateşini harlayan, yeni cehennem kapılarını açar.***
* * *
Demokrasiden ve hukuk devletinden yana olan, dolayısıyla her türlü darbeye karşı çıkarak demokratik direnç hakkını kullanacaklar için ortak bir darbe tanımı olması gerekir…
Darbe, yürürlükteki meşru anayasal hukuk düzenini, gayrimeşru bir şekilde askıya alma, yok sayma girişimidir.
Nitekim Cuma günü yaşananlar, meşru anayasal düzene uymakla yükümlü olanların, o düzene silah çekmesi hareketiydi.
Ama sadece askerî darbe yok, bir de anayasal hukuk düzenini yok sayan, uyulması gereken hukuksal kurallara uymayan, bunu fiilen delen ‘sivil' girişimler var… Bunların da hukuk çerçevesinin içine sokulmasını bu toplum el birliğiyle sağlamak zorunda.
Her hukuksuzluğa karşı meşru anayasa ve hukuk düzenine beraberce sahip çıkıldığında Türkiye'de her türlü darbe dönemi de tamamen kapanmış olacak…
* * *
Bu açıdan bir yol ayrımı söz konusu gibi…
Olumlu bir düzlüğe çıkma işaretleri de var, bir cadı avı ile Türkiye'yi yeniden büyük karmaşalara sürükleyecek karanlık adımların işaretleri de var…
Meclis'in ortak tavrı, parlamenter demokrasi vurgusu, siyasetçiler arasındaki olumlu diyalog bunun umut veren olumlu yanı…
* * *
Ama bir de anayasa ve hukukun zorunlu kuralları yok sayılarak girişilen cadı avı, sokak şiddetinin sessizce geçiştirilmesi, korku operasyonu yürütülerek eleştirel ve muhalif bakışı tamamen silmek istendiği görülüyor…
Hukuka uymadan, hukuka sahip çıkılamaz…
Hukuksuzluk, ancak hukukla önlenir.
Bunu ortak şiar edinmeliyiz bu çalkantılı günleri sağlıklı bir şekilde aşmak için.
* * *
Şimdi, demokrasi ve hukuk mu kazanacak?
Yoksa darbe kalkışmasını siyasi çıkarlar üzerinden kullanarak, hukuksuzluğu ‘rutinleştirmek' isteyen çabalar mı?
İkincisi darbe dönemini kapamaz, yeni ve daha büyük tehlikelerin önünü açar.
* * *
Anayasa ve hukuk cephesi oluşturarak, anayasal düzene karşı her türlü kalkışmaya tek vücut halinde demokratik direnme söz konusu olduğunda, Türkiye bu yeni moral enerjisiyle kanatlanır…
Madem bir umut doğdu, ‘demokrasi bayramı'ndan söz edilmekte, her türlü darbeye karşı ortak tavır alarak düze çıkalım. 
Aksi, ülkeyi yeni belalara sürükler.
Umudumuz, demokrasinin ve hukukun kazanmasıdır.
19.07.2016 

Bu bölümdeki diğer içerikler için tıklayınız.

E-posta : info@mehmetaltan.com

VB#Turk Yazılım ve Bilgisayar desteği ile sizlere ulaşmaktadır.